Çevre arkadaşlarımın veya takip ettiğim blogger anne arkadaşlarımın, Ege ile akran çocuklarıyla büyük çoğunluğunun epeydir yaşadıkları "sevimli konuşma bombardımanı"na, biz yenilerde maruz kalıyoruz. Aman Allahım bu ne güzel bir dönem böyle! Eşim, ben ve bakıcısı zevkten dört köşeyiz resmen :)
9 Şubat 2016 Salı
8 Şubat 2016 Pazartesi
Haftalık Menü #3
Bundan sonra haftalık menüleri pazartesileri yazmaya karar verdim. Haftaya güzel bir başlangıç olur hem, hem de hafta başından düzenli bir plan yapabilirsiniz. Yalnız şöyle bir durum var, ben önceden haftalık menü çıkartmıyorum çoğu zaman. Ya da hazırlasam bile evdeki durumlar falan bazen uyamayabiliyoruz. O yüzden ben buraya, geçen günlerde kendi yaptığımız yemekleri yazıyorum. Dolayısıyla benim pazartesileri yazacağım menü, bir önceki hafta bizim evde pişmiş yemeklerden oluşacak. Önümüzdeki günlerde mevsim değişimlerinde, "ay biz nerden bulalım şimdi bunu, mevsimi geçti" falan demeyesiniz :) onlar bizim evde geçen haftanın yemekleri olacak çünkü!
Bu haftanın menüsü şöyle:
4 Şubat 2016 Perşembe
Kendi kendine Ingilizce öğrenen çocuk
İşte “azıcık sus be oğlum” günlerimiz geldi bizim de! Bu günlerin geleceğini hepimiz biliyorduk elbette :) 27 aylık oluncaya kadar 10-15 kelime (daha doğrusu anlaşılır Türkçe kelime olarak 10-15 kelimeden bahsediyorum) ancak konuşabilen, onun dışında “Egece” vızıldayan çocuk, bu geçen zaman zarfında neredeyse hiç susmayan bir çocuğa dönüştü. Seviyorum bu hallerini :)
29 Ocak 2016 Cuma
Haftalık Menü #2
Bu hafta doğrusu çok çeşitli ve değişik, güzel yemek yapamadık. Hem haftasonu misafirlerimiz vardı, verimli bir pazar alışverişi yapamadık, bir ara hızlıca eşim gitti geldi. İlk etapta ne görmüşse onları almış gelmiş. Hem de annemler yaklaşık üç haftadır bizde kalıyorlardı, hafta ortası doktor görüşmeleri, planların bir anda değişmesi ve bir anda yola çıkıp Ankara'ya gitmeleri falan beni biraz dağıttı açıkçası.
Bu hafta menüsü bizde şöyleydi:
25 Ocak 2016 Pazartesi
2 Yaş Sendromunu Atlatmanın Püf Noktaları - Yalannn!
Ehemm... Öhö öhö... Efenim hazırsanız başlıyorum, meşhur iki yaş sendromunu bir çırpıda kolaycacık atlatıvermenin püf noktalarını veriyorum bu yazımda:
24 Ocak 2016 Pazar
Haftalık Menü #1
Ara verdiğim haftalık yemek menüsü yazılarıma, 2016'da devam edeceğim. Yazmaya ara vermemin sebebi, yemek blogger'ları gibi özellikli, değişik, bilinmeyen yemek tarifleri vermiyor olmamdandı. Çünkü neticede o konuda bir iddiam yok. Sıradan, her evde pişen, herkesin bildiği yemekleri yazıyordum sadece. Sanki, özellikli birşey yazmayınca, yazdıklarım gereksizmiş gibi gelmişti. Öyle kendimi övmekle, blogun trafiğini artırmaya çalışmakla falan alakası yoktu. Sadece, ben her gün yapacak yemek bulmakta -her sıradan ev hanımı gibi- zorlanıyordum ve benim gibi olan ve hiç değilse bir fikir edinmek isteyenlerin bakması için yazıyordum.
21 Ocak 2016 Perşembe
İki İleri Bir Geri
![]() |
| Sümükmüş o, siz bilmiyosunuz :) |
Ege tam 30 aylık, yani 2,5 yaşında. Artık yavaş yavaş şu 2 yaş sendromu belirtilerinin azalmasını bekliyorum. Ara ara azaldığı da olmuyor değil hani. Tamamen durduk yere, hiç bir sebep yokken ağlayıp bağırıp çığrınmaları azaldı, yerlerde tepinmeleri azaldı, sanırım yavaş yavaş atlatıyoruz bunu da, diyecek oluyorum, hatta hadi bloga da yazayım diyorum, hemen o akşam bir vukuatımız oluyor. Misal bu gece.
18 Ocak 2016 Pazartesi
Bir Annenin Doğuşu
"Bebeğim, ah bebeğim... asla ayrılamam ondan" Tanıdık geldi mi bu sözler? Yeni annenin, sürekli bebeğiyle ilgilenmesi, doğanın bir gereğidir. İnsanoğlunun soyu devam etsin diye genlerimize kazınmış, ilk insanlıktan beri içimizde var olan bir yeti bu. Bebeğin hayatta kalabilmesi için, yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması ve “yeterli” sevgiyi alması şart.
12 Ocak 2016 Salı
Yeniyıl Dilekleri
Yeniyıl için bazı dilekler de ben hazırlamıştım. Ama yıla yine vahşet haberleriyle girdik... Yine bir sürü insan katledildi. Ölenler de öldürenler de bir zamanlar bebekti. Nasıl bu hale gelebiliyor insanlar nasıl!.......
11 Ocak 2016 Pazartesi
Bana Sıvıl
Ege, son günlerde iyice papağan gibi oldu. Artık ne dersek tekrar ediyor, hafıza tertemiz tabii, ne öğrense anında kapıyor! Pek çok kelime kattı böylece kelime haznesine.
4 Ocak 2016 Pazartesi
2015 Muhasebesi
2015 ülkemiz için, dünya için zor geçti evet, zor geçen diğer yıllar gibi. Biz sadece, bize en yakın olanı hatırlıyoruz hep. Aslında insan bulmak isteyince, her yılın zor ve kötü zamanları olur. Ben çok net hatırlıyorum çocukluğumdaki savaş dolu yılları, burnumuzun dibinde İran-Irak birbirlerine bombalar yağdırırlardı, her gece o bombalar altında uyumak zorunda kalan yaşıtım çocukları düşünürdüm yatağımda. Acaba şimdi, benim gibi yatağı olmayan çocuklar ne yapıyorlar diye. Sonra, hapishanelere düşen bir sürü masum insanı dinlerdik büyüklerimizin sohbetlerinde. Salondaki yemek masasının arkasına saklanıp, o gün hangi gazeteci öldürülmüş, “faili meçhul”e kurban gitmiş diye. Yani bütün bunlar –maalesef- hep vardı, ve çok üzgünüm ki hep de olacak. Tüm dünyada, hiç savaşsız geçen sadece 50 (toplam yani, aralıksız 50 değil, savaşsız zamanları toplayarak, yazıyla ELLİ!) yıl varmış. Dünya tarihi böyleyken, ‘savaşlar devam edecek, masum insanlar ölmeye devam edecek’ demek, pesimistlik değil, hayatı tüm gerçekleriyle kabul etmek. Tabii bu gerçek, ucu birebir bize dokunmadığı sürece kabul edilmesi daha kolay bir gerçek oluyor. Elbette Güneydoğu’da çatışırken oğlu şehit olan bir anneye bunu söyle bakalım, sana en okkalısından bir Osmanlı tokadı atmak ister de, atar mı bilinmez. Her neyse…
30 Aralık 2015 Çarşamba
Egekuş'um konuşuyor!
Ege neredeyse 2 aylıktan beri anni diyordu. Biliyorum bunu bilinçli olarak, dilini döndürerek falan söylemiyordu elbette (gerçi buna eşimi ikna edemiyorum bir türlü, ısrarla anne dediğine inanıyor çocuğun :) ) ama yani bağırırken falan çok düzgün bir şekilde anniii sesi çıkıyordu.
21 Aralık 2015 Pazartesi
Parklar, Oyuncaklar
Havalar geç kararıyorken ve nispeten daha güzelken, hemen hemen her akşam işten gelince Ege'yi dışarı çıkartıyorduk. Sonuçta bütün gün evde kalıyor ve azıcık açık hava ona iyi geliyor. Ama kış geldiğinden beri, hafta içi bir şekilde çıkamamışsak bile, haftasonu mutlaka çıkarıyoruz. Hem biz de haftasonu tüm günü evde geçirmekten hoşlanmıyoruz, ailecek geziyoruz.
19 Aralık 2015 Cumartesi
Ege'nin 2 Yaş günlüğü - 2.hafta
Ege, bizi ilk anlamaya başladığı zamanlardan beri genel olarak söz dinleyen, problem çıkarmayan uyumlu bir bebekti. Sınırlarını dener, zorlar ama "hayır"ın anlamını bilir ve ona göre geri çekilirdi. Arada sırada inadı tutarsa da, ben "olacak o kadar canım, çocuk bu elbet yapacak bunları" gözüyle bakar, kendimce çözüm yolları geliştirmeye çalışır, çoğunlukla da başarılı olurdum. Neredeyse 20-22 aylık oluncaya kadar işler böyle güzel yürüyordu. Ben de "herhalde iki yaş sendromu dedikleri şeyi biz böyle atlatacağız, sanırım Ege'de hafif geçecek, bak nasıl da güzel idare ediyoruz" diye düşünürdüm. Taa ki gerçek iki yaş sendromu bizi fena halde vurana kadar.
1 Aralık 2015 Salı
Son Günlerde
Son günlerde hayatımızdaki en büyük gelişme, Ege'nin teyze tatilinden geldikten sonra daha da açılan dili oldu. Bizim söylediğimiz kelimeleri tekrarlamaya, bizi taklit etmeye çalışıyor. Pek çok kelimeyi söyleyebiliyor bizim ardımızdan. Hala cümle kurabilmişliği yok ama sıfat tamlamalarında da üstüne yok :) Mesela en sevdiklerinden bazıları şöyle, "yeşiiii şişeeee", "büyüüük şişeee", "baba şişeee, anne şişeeee bibik şişeee" :)
3 Kasım 2015 Salı
Teyze tatili
Ablamla neredeyse 1.000 kilometrelik bir mesafede yaşıyoruz maalesef. Hayat, ne yapalım, ekmeğimizi, eşlerimizi farklı farklı şehirlerde bulmamızı sağlamış. O yüzden uzun tatiller, eğer her ikimiz de tatilsek ve uygunsak, bizim için buluşma vesilesi haline geliyor. Bu 29 Ekimde olduğu gibi.
26 Ekim 2015 Pazartesi
Zor Çocuk, Süper Anne (mi?)
Kabul ediyorum, Ege çok çok zor bir çocuk değil. Ama kesinlikle kolay bir çocuk da değil. Hiçbir zaman olmadı, şahitlerim var :) Uyutmak da zor oldu mesela, ama kesinlikle uykusuz bir çocuk da olmadı. Yani ben bir yattım mı oh 3-4 saat kesintisiz uyku uyuyamadım ya da yatağına koyduğum gibi kendi kendine uyumadı, bazı annelerin anlattığı gibi. Ama sabahlara kadar hiç uykusuz geçirdiğim kabus geceler de bir elin parmaklarını geçmez (hastalık zamanları hariç). Ne öyle ne böyle bir çocuk anlayacağınız.
22 Ekim 2015 Perşembe
Evde Sağlıklı Yaşam
Ben, sağlıklı yaşama kurallarını benimsemiş ve her zaman evinde mutfağında buna dikkat eden bir ailede büyüdüm. Bizim evimizde katı yağ hemen hemen hiç yenmezdi, kızartma çok az yapılırdı, yemeklerin yanına mutlaka salata-cacık-yoğurttan biri konulurdu, sebze ve et dengesine dikkat edilir, mevsim sebzeleri yenmeye özen gösterilirdi.
20 Ekim 2015 Salı
Atma Vurma Sendromu
![]() |
| Bizim evde arabalar böyle sürülüyor. |
Son zamanlarda hayat bizim için, "Ege dur, Ege yapma, Ege atmak yok, Ege anneye vurmak yok, Ege kimseye vurmak yok, vurmak kötü, atmak yoook!...." şeklinde geçiyor. Eline ne geçerse son gücüyle nereye geleceğine hiç bakmadan fırlatıyor. Biz engelleyebilmişsek veya atılan nesneyi havada yakalayabilmişsek derin bir oh çekiyoruz. Yoksa neresi kırılacak acaba diye bekliyoruz, ki bu bekleme uzun sürmüyor :)
13 Ekim 2015 Salı
Sadece İnsan
Bir süredir yazamıyorum. Sonbaharla birlikte hayatımıza uğrayan negatif hava, benim yazma performansımı da etkiledi elbette. Önce “hiç-bir-şey-yapmak-istememe” sendromuna yakalandım. Blog yazmak için bile vakit bulamadım. Vakit bulamamak derken, elbette en yoğun insanın bile, hiç değilse haftada bir gün yarım saat vakti olabilir. Ama yazı yazmak salt elleri klavyede dolandırmak değil. Sakin olmalı insan, başka düşüncelerden arınabilmeli ve yazmak istediği konuya yoğunlaşabilmeli. Bunun için enerji bulabilmeli. İşte o yoğunlaşma olmayınca, yazı da olmuyor. Oysa hayat akıyor ve Ege büyüyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



