Yabancılar "Baby wearing" diyorlarmış, yani bebeğinizi giyinmek. Evet evet yanlış okumadınız, bebeğinizi üzerinize giyiyorsunuz! Bir güzel sarıp sarmalıyorsunuz kendinize :)
Ege henüz 40 günlük ama maaşallah bizim gibi anne babası olunca gezip duruyor yavrucak :) Gerçi buna da ne kadar gezme denir bilemem, genelde sağlık için çıktık dışarıya. Olsun, çıktık ya :)
Karnımdayken acıkınca arıza çıkarırdı Ege. Hemen tekmeler yumruklarla beni uyarırdı. Doğdu ve şimdi de pek farklı değil. Acıktığı anda, saniyesine memeyi veya mamayı ağzında istiyor. Biraz içtikten sonra (en azından dişinin kovuğuna girecek kadarlık içtikten sonra) biraz rahatlıyor. Mesela altı mı kirli veya gazı mı var, önceliği o işe vereyim ki rahat rahat emsin diyorum ama yoook, Ege Bey beni hemen hizaya getiriyor: Önce yemek! Az içiyor sütünü rahatlıyor ben sonra altını mı temizliycem gazını mı çıkarıcam ne yapacaksam yapabiliyorum. O işi hallettikten sonra karın doyurmaya kaldığımız yerden devam edebiliyoruz :)
Annelik hüznü, lohusalık sendromu/depresyonu ya da postpartum depresyon. Annelerin ya da anne adaylarının bir şekilde mutlaka duydukları kelimelerdir bunlar. Az çok mutlaka çevremizde yaşamış olanlar vardır. Bunun ne olduğunu bilen/duyan/okuyan gebeleri de epey ürkütür doğrusu.
Bir küçüüücük aslancık vaaarmış
Kırlarda ko ko koşar oynarmııış
Annesi onu çoook çok severmiş
Sen benim ca ca canımsın dermiiş
Babası onu peek çok severmiş
Sen benim ca ca canımsın dermiiş
Kadın doğum doktorumuzdan bebeğimizin erkek olacağını öğrendiğimiz ilk gün karar vermiştik. Yenidoğan sünneti yaptıracaktık. Arabada giderken kocacımla aynı anda "çocuğun sünneti..." diye cümleye başladık ve doğduğu ilk günlerde sünnet ettirmenin faydalarını sayıp yaklaşık yarım dakika içinde son kararımızı vermiştik bile.
Oğlum, canım varlığım Ege'm, doğalı 22 gün olmuş! Zaman hem çok çabuk geçiyor, hem de çok yavaş... Sindire sindire yaşıyorum oğlumu. 22 günde bile büyüdü. 18.günümüzde gittiğimiz doktor kontrolünde 2 cm uzamış ve 400 gram almış canım oğlum. Daha da büyüyecek :)
Ve işte, 39. haftamızı da böylece doldurmuş bulunuyoruz. Bu haftaki doktor ziyaretimizde bebişin boyu ve kilosunu söylemedi doktorumuz. Sadece "artık doğmaya hazır, göbeğin de yeterince büyük zaten, ultrason fazla yanılmıyordur" dedi. Büyümesi 2 hafta öncesine kadar hep daha ilerde giden bebeğimiz, 2 haftadır normal eğride devam etmekte.
İşte şu yanda gördüğünüz, sivri mi sivri bir 38.hafta göbeği! Haftaiçi şiddetli bir diare atlattığım için almış olduğum 10,5 kilonun 1 kilosunu vermişim. Şu an itibariyle, başlangıçtan itibaren 9,5 kilo farkım var.
Herkesin kendine göre oluşturacağı bir hastane çantası olacaktır elbette. Ben de hem internetten araştırdıklarımı, hem bloglardan okuduklarımı hem de doktorumun önerilerini harmanladım, kendime göre uygun bir liste oluşturdum.
Artık sona doğru iyice yaklaştık. Koskoca bir maceranın son haftaları artık. Ne çabuk geçti zaman... Bebeğim gramlardan kilolara geldi, milimlerden santimlere ulaştı; ben bol pantolon ve tişörtlerimle idare ederken, üzerime olabilen sadece 2 elbiseme kalacak kadar büyüdüm göbeklendim... Çok güzel günlerdi (hâlâ da güzel ya). Çok keyifli bir gebelik dönemi yaşadım.
Gebeliğimin başından beri isim düşünüyoruz, bu akşama kadar, neredeyse 8 aydır yani, bir türlü kesin bir karar verememiştik. Çeşitli alternatifler dolaşıp durdu 8 ay boyunca. Ve bu alternatiflerden tekrar tekrar vazgeçip yeniden gündeme aldığımız isimler oldu.
36.haftamız geride kalırken göbeğim de füze kıvamında büyümeye devam ediyor. Hemcinslerimden bazıları çok önceki haftalardan beri "ayy göbeğin düşmüş" yorumları yapıyordu ama insan vücudunu kendi biliyor, ben düşmediğini biliyordum zaten. Bu yorumları garip bir kıskançlık ya da çekememezlik olarak algıladım. Çünkü bu yorumu yapanlar,
Merhaba! Bu hafta göbeğim gittikçe daha da sivrildi. Artık yolda orda burda her gören "göbeğimin çok sivri olduğunu, kesin erkek bebek beklediğimi" söyleyiveriyor. Asla hurafelere inanmıyorum ve gebeliğim süresince pek çoğunu da ispatladım (misal 8 aydır tatlı yiyemedim, ekşi yiyorum ama oğlum oluyor!)
Herkes elbette kendi şartlarına, kendi tercih ve kararlarına göre kendi listesini yapacaktır. Ben de kendi evimizin durumuna, kendi tercihlerimize göre bir liste yaptım. Biz bebeğimizi ilk 4-6 ay kendi odamızda yatırmayı düşünüyoruz. Çünkü sürekli emzirmem gerekeceği için hem onun için hem benim için kolaylık olsun istiyoruz.
Bu hafta göbeğim daha da büyüdü. Eskiden daha rahat geçebildiğim yerlerden geçemiyorum, göbeğim çarpıyor. Alışkın değilim tabii böyle büyük göbeğe, lavaboda bile ellerimi yıkamak için uzanmam gerekiyor, çok komiğim :)
Göbeğim tam anlamıyla bir basketbol topu gibi. Eee oğluşum büyüyor tabii. Ona "susam" dediğimiz günlerden bugünlere geldik. Çok mutlu ve heyecanlıyım. Ama zaman yaklaştıkça bir o kadar da korkuyorum. Acaba nasıl bir anne olacağım? Acaba bebeğime bakabilecek miyim? Acaba anne olmayı becerebilecek miyim? Tamam bebek ve çocuklarla zaman geçirmeyi sevdim ve becerdim. Onları oyalamayı, ne bileyim mama yedirmeyi bile becerdim. Ama bir bebeğin hiç altını temizlemedim. Ya da hiç yıkamadım. Yapabilir miyim acaba diyorum kendi kendime... Gerçi sonra da herkes