21 Şubat 2015 Cumartesi

Bugünlerde...

Epeydir yazamıyorum birşey. Önce çok yoğunluktan yazamamıştım. Sonra ise...sonrası malum...Özgecan....



Ahh Özgecan... Ah yavrum...Tahayyül bile edemiyorum annesinin yaşadıklarını! Allahım, hayat ne zor bazen! Ne desem, denecek bir şey yok aslında. Ya da tersi, çok şey var. Her iki durumda da, ben bir şey diyemiyorum.

Üzüntümüzü yazmak değil de, çözüm üretmek lazım. Evet, içimizi kusmak bizi rahatlatır biraz. Ama o kadar. O yüzden, geçici değil kalıcı çözümler içim uğraşmalıyız her beraber. 

Bu konuda uzun uzadıya bir şeyler yazamayacağım. Yazılmış yüzlerce güzel yazı varken, gerek yok. Ben sadece çok üzgünüm. Çok çok üzgünüm. Bugün de Hüsne'nin haberini okudum. Çook üzgünüm.

Bundan sonra da bizler hayatımıza kaldığımız yerden bir şekilde devam edeceğiz. Ben yazılarımı yazmaya ve yayınlamaya devam edeceğim. Ama şu var ki, aklımdan Özgecan hiç çıkmıyor. Çıkmasını da istemiyorum. Kimsenin aklından çıksın istemiyorum. İstemiyorum ki, sapıklardan arta kalan tüm "diğer"lerimiz için, kalıcı çözümler bulabilelim.

Sapık, pislik, iğrenç tüm erkekler tarafından öldürülen bütün kadınların anılarına saygıyla eğiliyorum.

1 yorum:

  1. ... ne söyleyeceğimi bilemiyorum... ama ne hissettiğini ne hissettiğimi biliyorum.. bize düşen susmamak ve unutmamak ve en önemlisi evlatlarımızı her cinse her canlıya saygıyla sevgiyle davranmayı öğretmek..

    YanıtlaSil