19 Kasım 2014 Çarşamba

Çalışan Anne Sendromu vol.4


Bazen anne-çocuk bloglarında “bebeğine en iyi anne bakar” temalı yazılar okuyorum. Kimisi bir uzmanın bir kitabından alıntılıyor, kimisi kendi durumunu kendi fikirlerini yazıp, “ona benim gibi kimse bakamazdı, o yüzden çalışmıyorum kendim bakıyorum/işimi bıraktım bebeğimi kendim büyütebilmek için” gibi laflar ediyorlar.
Bunları yazanlar, sanki bu bir tercihmiş gibi bahsediyorlar ve bu tercihi yapmayanları sanki alt metinde hor görüyorlar. “Bebeğinizin size ihtiyacı var, oysaki siz kariyer peşinde, para peşinde koşuyorsunuz” demeye getiriyorlar. “Biz bebeğimiz için en iyisini yapıyoruz, ama siz yapmıyorsunuz” ima ediyorlar.



Bir yere kadar bunu bir tercih olarak görebiliriz. Ama bu tercihin ucunda da yine aslında çocuğu düşünmek yatıyor. Yani, ben mesela, çalışmasam ve çocuğuma kendim bakmak için işten ayrılsam, evimize girecek para bizi geçindirmeye, kiramızı ödeyip, karnımızı doyurup sırtımızı giydirmeye yeter. Ama o kadar. Günümüz Türkiye şartlarında, benim ve eşimin aldığı kadar iyi bir eğitimi (ikimizde ilkokuldan üniversiteye devlet okullarında okuduk) devlet okullarından maalesef alamayacağı için göndermek istediğimiz özel okulun ücretini karşılamaya yetmez. Dolayısıyla benimki, kariyer hırsı nedeniyle bencilce yapılmış bir tercih değil (ki öyle olsa da bu çok normal ve olabilir, çünkü onun da çocuğa başka etkileri oluyor (mutlu anne=mutlu çocuk gibi), bu tercihi yapan anneleri ben kınamıyorum kesinlikle) ama benimki öyle değil işte. Benimki bir nevi zorunluluk. 5 yıl sonra okula başladığında onu iyi eğitim veren bir okula gönderemezsek bundan dolayı duyacağım vicdan azabı, şimdi çocuğuma kendim bakamadığım, günün 12 saati (uyanık olduğu 9 saati) boyunca özbakımını ben yapamadığım için duyduğum vicdan azabından az olmayacak. Ben sadece seçim yaptım evet, vicdan azaplarından birini tercih ettim. Keşke maddi durumumuz daha iyi olsaydı da, evimiz kendimizin olsaydı, ailelerimizden borç devralmak yerine kira geliri devralsaydık falan ne bileyim, ya da bakıcı tutup maaşımızdan yekünce bir miktarı ona vermektense annelerimiz Ege’ye bakabiliyor olsaydı…. vs vs bir sürü şey farklı olsaydı, o zaman ben istemez miydim çocuğuma ona göre bir yaşam kurayım?



Çocuğa özellikle ilk 3 yıl annenin bakması gerektiği, öyle olursa çocuğun anneye güvenli bağlandığı, tüm özbakım işlerini annenin yapması gerektiği….evet araştırma sonuçları, uzmanlar böyle diyor olabilir, doğrusu da bu olabilir. Hatta bence hemen hemen çoğu annenin de yapmak istediği, içinden gelen bu olabilir. Ama çoğu için mümkün değil işte bu! Neden insanlar canımızı acıtmaya çalışıyorlar? Neden her seferinde bu tip yazılarla bizi ağlatıyorlar, kalbimize bin tonluk yükler yüklüyorlar? Neden içimizi ezip ezip bizden geriye bir şey bırakmıyorlar?



Her seferinde düşünüyorum, bakıcımız da benim gibi iyi bakıyor mu Ege’ye, benim kadar güzel seviyor mu, acaba çocuk kendini eksik hissediyor mu, gün içinde yokluğumu farkediyor mu, beni özlüyor mu?..... Bu sorular hiç bitmiyor. Oğlum, ben çalıştığım için, benden uzak büyüdüğü için gündüzleri, eksik kalıyor mudur acaba? Sabahları bırakıp gittiğimde ağlamaya başladı artık. Ben onun ağladığını duya duya, ona sırtımı dönerek koşarcasına çıkıyorum evden. Normalde o ağlarken asla öyle yatağına bırakıp arkamı dönüp gitmem. O ağlıyor, ben ağlıyorum. Kalbimi hakikaten evde bırakarak gidiyorum işe. İşkence gibi geliyor ama yapıyorum bunu. Her sabah, ‘ne olurdu evde olsaydım, ne olurdu çalışmasaydım’ diye içten içten ağlıyorum. Ama işte sırf daha iyi bir eğitim alabilsin, güzel tatillere gidebilsin, istediği kurslara gidebilsin diye düşünüyorum. Yoksa benim evde oturmakla ilgili hiçbir sıkıntım olmaz. Hiç de sıkılmam. Gayet de üretken olabilirim, evde yapacak çok şey bulurum ben. Hatta belki evden çalışabilirim bile ama gelirim, şimdikine ulaşmaz. Ulaşsa bile şimdikinden daha çok çalışmam gerekir ki o zaman işi bırakmamın bir anlamı kalmaz. Bırakmamın anlamı zaten oğluma daha çok daha çok zaman ayırmak. Onunla birebir her anını yaşamak. O yüzden, evden çalışırsam, bu sadece üretken olmak için, kendimi işe yarar ve iyi hissetmek için olur, hobi gibi olur. Gerçi zaten sadece oğluma bakmak, onu büyütmek de bence beni işe yarar bir insan yapar ve öyle hissettirir ama bir de koca kişisinin nasıl gördüğü önemli. Erkekler, işten para kazanmayan kadınları hiçbir işe yaramaz, boş oturanın boş kalfası sanıyorlar ve hor görüyorlar. Kadınlara saygılarını yitiriyorlar. Bu da ilişkileri olumsuz etkiliyor. Böyle olmasını hiç istemem. Belki, en azından emeklilik hakkedene kadar –emekli maaşını ölürken filan hakedicem bu yasalara göre ama olsun, günümü tamamlayana kadar hiç değilse- çalışıp, sonra bırakabilirim. O günlerin hayalleriyle yaşıyorum. Oğlumu düşünüyorum. Onu özlüyorum. Onu her gün özlüyorum ve ağlıyorum.

18 yorum:

  1. Kıyamam yaaa :( :( :( aynı şeyleri düşünüyor aynı duyguları paylaşıyorum. yazıyı %90 kendim yazmış kadar oldum. ben de kızlarım büyüyüp onlarla paylaşımım arttıkça daha bir düşünür oldum bu "çalışan anneyim ya ne kadar verimli bir anneyim acaba" durumlarını. çok özlüyorum, gün içinde düşünüyorum. ama aynı senin dediğin sebeplerden ötürü ben de hem de iki yavruşumu birden özel okullarda okutabilmek, iyi imkanlar sunabilmek vs vs adına çalışmak durumundayım. kaldı ki bizim gibi özel sektör mağdurları için kariyer yolları ne zorlu hem de nankör. 3 yıl ara ver bakalım döndüğünde "ben geldiiim!" diyebilecek misin? ne aynı şirket kapılarını açar sana ne da başka yerler. yerin daha taze mezunlarla çoktan dolmuştur. tekrar işe girsen bile mezun olalı 10-15 sene olur ama sıfır eleman olarak daha az bir maaşla daha kötü şartlarda başka bir yerde anca iş bulabilirsen başlarsın tırmalamaya tekrar. zor zor. çok zor. benim bu durumlarda ürettiğim ve sana da tavsiye edeceğim düşünce sistemi şu şekilde: binlerca kız var doğuda, güneydoğuda. bizim sahip olduğumzu imkanları bulup okuyup bizler gibi mühendis olabilselerdi hayatları 180 derece değişebilecek. Kardelenler. onları düşün. biz bu kadar okumuşken, ana-babamızın ödenmeyecek hakkı ve emekleri ile çalışmayıp evde oturuyor olsa idik, ki çocuğumuza bakmak gibi uvi bir sebepten bile olsa, bu haksızlık olmaz mı nice kardelene??? belki de pozitif düşünmekle kurtaracağız kendimizi bud erin düşünme girdaplarından. halimize şükretmeye sebep bularak başlamalıyız. yavrularımız bizi örnek alacak, eşimizin saygısı eksilmeyecek, ileride Ege'nin çalışan eşine karşı yaklaşımında bile senin payın olacak. Belkide şükretmekle başlayacak herşey. sağlık olsun yeter ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Gülin, evet doğru diyosun, şükür ki üniversite mezunuyuz hem de kabul gören iyi bir bölümden. İyi işlerimiz var ki, vicdan azapları içinden tercih yapabiliyoruz en azından. O olmasaydı paşa paşa devlet okuluna gönderip bundan şikayet bile edemeyecektik. Çocuklarımıza layık oldukları hayatları veremiyoruz diye vicdan yapacaktık bu sefer.

      Sil
  2. bak benitaniyosun artik dymduz bi insanim ben ve dumduz de yazacagim simdi! cunku o kadinlar gerizekali! cunku o kadinlar ozel unversitelerde puanlarinin yettigi bolumleri diil onlara cok da zor gelmeyecek bolumleri okurken en buyuk basarilarini bu esnada zengin koca bulmak olarak goruyolar! hayattan bi haberler! bosvereceksin adas sallamayacaksin bunlari! yok kufretmek uzereyim yazmim daha fazla! kendini hayatini anneligini bu basit kafadaki kadinlarla bir tutma! opuyorum seni egemi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) çok seviyom kız seni

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  3. Of of durumlar aynı, diyecek çok şey var demiyorum. Saatlerce çalışmanın üstüne bir de hergün İstanbul trafiği, köprüyü geçmek, kızımla geçirebileceğim 3,5 saati tıkış tıkış toplu taşımada heba etmek. Hergün kendimi çok fazla isyan ederken buluyorum, sonra da kızıyorum, çok şükür sağlığı yerinde, sağlığım yerinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle zaten, hep şükrediyoruz. Bak kendime bir şükür sebebi daha, en azından ben İzmir'de yaşıyorum, Ist.da değil... Allah sana da kolaylık versin.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. İzmir güzel İzmir :) Darısı başıma

      Sil
  4. Muhahhahhahhaaaa20 Kasım 2014 23:46

    Bence boş yere kendini heba ediyorsun... 87 puanla atanamamış bir öğretmen olarak, 16 aylık dünya tatlısı bir ballı lokmanın annesi olarak, hiç sevmediği o işi seninkine benzer sebeplerle yapmak zorunda olan bir kadın olarak diyorum ki... HAYAT ÇOOOK KISA... ege çoook tatlı... Boş ver... Salla gitsin okuma o kadınları... Bir çoğu klavye annesi ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında o 'klavye annelerini' çok taktığımdan değil, çocuğuma kendim bakmayı ben çok istiyorum. Bir yerde okudukça falan da, daha sık aklıma geliyor bu istek. Ondan habire delleniyorum.
      Klavye annesi ha? Bayıldım :))))

      Sil
  5. Off of anne gazetesi...seni o kadar iyi anlıyorum ki..neredeyse hergün bu düşünceler kafamda..
    suçluluk hissi, yetemiyorum hissi, özgürlük arzusu,hayaller, korkular......derin sevgi ve özlem...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ki sen ne kadar ilgili bir annesin. Ama ne yapsak ne etsek de bir türlü o yetememe hissinden kurtulamıyoruz sanırsam ki...

      Sil
  6. MErhaba Pelin, aynı duygular hepimizde var, ben de istanbul da yasıyorum sabah 6:30 da evden cıkmak zorundayım, aksam ise is kacta biterse, bu yuzden sut iznimi hepsini bir seferde aldım ki bebegim 6 ay en azından anne sutu alabilsin. Ben de sanslıyım ki bebegime annene babanne dede sıra ile bakıyor, ve uzakta oldukları icin bizim yanımıza gelip gece gunduz kalıyorlar. Bir yerden iyi bir yerden kotu. Bana da annanem bakmıstı ve ben anneme beni bırakıp gidiyorsun sen benim annem degilsin demisim. Simdi aynı seyleri benim cocugumda bana soyler mi diye korkuyorum. Ben de onun yanında kalmak onu gelistirici aktiviteleri beraber yapmak, ona ozel yemek pisirmek istiyorum ama nerdeee. Sonra kendime bakıyorum cocuklar herseye kolay adapte oluyorlar evet benim annem de calısyordu ve ben bunu kabul etmistim. Bizimkilerde bunu kabul edecekler. Biz ve cocuklarımız sanslıyız yine de pek cok imkana sahibiz. Biz iki kisi calsıtıgımız halde bırak ozel okulu zar zor geciniyoruz İstanbul da. Cocugumu ozel okula versem bile orada ki aktivitelere etkinliklere giyime kusama yetisebilecegimi ve bunun da surekliliğini saglayabilecegimi sanmıyorum. Bu da ben de vicdan azabına yol acıyor ama imkanlarımızı ne kadar zorlayabilirim bilemiyorum. Bizim gibi anneleri okuyunca diyorum ki hepimizin sorunu aynı :(
    Dilerim cocuklarımız iyi birere insan olurlar :)
    Sevgiler Defne

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim bakıcımızın annesi de bakıcılık yapmış ve ilk görüşmeye geldiklerinde aynı şeyi söylemişti, "baktığım çocuklar bana anne derdi" sinir olmuştum kadına. Neden kendine anne dedirtiyorsun değil mi?! Ama seninki en azından annane-babane ve onlar kan, can. Bir de sırayla baktıkları için, bir tanesine anneymişçesine bağlanmaz bence :) Sen ne olursa olsun onun annesisin, yerin doldurulamaz, ve kimse senin yerini tutamaz asla. İçini ferah tut :)

      Burada da İst.da olduğu gibi süper pahalı okullar var ve dediğin gibi onların ne aktivitelerine ne giyim kuşamlarına ne servislerine nakit yetmez. Daha orta halli okullar var, onlardan birine göndeririz diye düşünüyoruz bakalım...

      Sil
  7. Merhaba,

    Benim de dört aylik bir oglum var ve calismiyorum. Yurtdisinda yasiyorum ve calismamak tamamen kendi tercihim. Evdeyim cunku maddi olarak sikintida degiliz ve bu nedenle de cocugum icin rahatca vakit ayirmak istiyorum. Vaktim gercekten bol. Bu demek degil ki otur koca parasi ye ve oldugun yerden ay cocuguma ben bakiyorum cok fedakarim. Calismayan bir anne olarak calisan anneleri cok iyi anliyorum ve onlara saygim gercekten sonsuz. Bence sorun su: artik kim daha iyi daha fedakar anne tartismasini birakmaliyiz. Bu adeta bir yarisma haline geldi. Ayni sorun cocugun yaramazligi vs konusunda. Herkesin cocugu hiperaktif, herkesin cocugu cok agliyor vs. Aaa sizinki yine iyi bizimki hic durmadan aglardi annelerinden biktim. Cocugun aglamasi yaramazlik yapmasi iyí annelik icin kistas olmus. Ama neyse. Size ve ailenize mutluluklar diliyorum. Cocugunuz sizi calissaniz da calismasaniz da her kosulda sevecektir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba
      Yorumunuzu okuyunca bir an, acaba ben çalışmayan anneleri küçümseyen birşey mi yazmıştım diye tekrar okudum yazımı. Yanlış anladıysanız üzülürüm çünkü tersine ben bu kıyaslamaları yapanları eleştirdim yazımda. Hiç bir zaman "Ege zor bebek, ben çalışan anneyim çok zorlanıyorum" demedim. Aksine, hep şükür dedim. Ege, düzenini bozmazsak bizi çok da üzen bir çocuk değil, dedim. Umarım sizde yanlış bir intiba bırakmamışımdır.

      Sil
  8. cevabiniz icin tesekkürler. Yanlis anlamadim, tam tersine yazinizi begendim. sadece ben de birkac sey eklemek istedim. sevgiler !

    YanıtlaSil