21 Kasım 2014 Cuma

Harika Bir Gün

Dün bakıcımızın ablası kötü bir hastalıktan dolayı hastaneden taburcu olacaktı, o yüzden izin istedi yarım gün. Ben de tüm gün izin verdim, ben de izin alıp oğlumla başbaşa bir "haftaiçi günü" geçirmek istedim. Hani çalışmayan, evde olan anne olmak istiyorum ya, hadi dedim bir günlüğüne öyle bir gün yaşayalım. Oğlumla başbaşa kalalım.

Haftasonu ne kadar olsa olmuyor bu dediğim. Baba evde, abla evde. Sürekli bir kargaşa, hareket, planlar, alışveriş, ev işi, yemek, gezme, akraba ziyaretleri....herşeyi 2 güne sığdırmaya çalışıyoruz ve ben tadını çıkaramıyorum oğlumun. Birlikte geçirdiğimiz vakitten hiçbir şey anlamıyorum. Kendim dinlenemiyorum bile. Biliyorum, bütün çalışan annelerin ortak sorunu.

Bu yüzden, dün güzel bir gün geçirdik birlikte, başbaşa. Harika bir gündü! Önce sabah 7 gibi uyandık. Sütünü içti, kahvaltıya kadar birlikte oyun oynadık. Sütünü içirdikten sonra gitmediğimi görünce çok sevindi, gözleri parladı resmen çocuğun (ya da bana mı öyle geldi? :) yok yok değildir, parlamıştır hakikaten). Sonra eşim de kalktı ve birlikte kahvaltı ettik. Babayı işe uğurladık ve kaldık başbaşa. Sonra biraz daha oynayıp sabah uykusuna yattı Ege. Ben de o yatınca yemeğini yaptım. Bahçemle (!) ilgilendim. Kurumuş yaprakları, yabani otları yoldum. Olgunlaşmış son salatalığı ve kızarmış birkaç domatesi topladım. Biraz da nane ve maydanoz. Salatalık ve nane ile Ege'ye cacık yaptım, domates ve maydanozu da yemeğine kattım. Oh oh pek mutlu! :)

Sonra Ege'ye epeydir yapamadığım bisküvisini yapmak istedim. Bu sefer instagram'dan takip ettiğim Aşçıanne'nin muzlu bisküvisinden yapayım dedim. O içine yumurta da katıyor. Önceki tarifimde yumurta yoktu. Neyse güzelce yaptım pişirdim. Ortalığı toparladım. Ege uyandı.

Biraz koşturdu evin içinde uyanınca. Malum, uykuyla iyice enerji depolamış oluyor :) sonra yemeğini yedi, giydirdim, kendim giyindim süslendim dışarı çıktık. Önce biraz yürüdük, dolaştık. Sonra bir cafeye gittik ve ben uzun zamandır içmediğim filtre kahve içtim, ohh pek güzeldi.
O sırada oğluşa da evde hazırladığım meyvesini yedirdim. Sonra da beni beklerken oyalansın diye kitabını verdim, ona baktı. Eh biraz sıkılıp birkaç kez elindekileri yere fırlattığı oldu. Sonra cüzdanıma saldırdı, ben de kurcalasın diye verdim. Normalde görüp oynadığı birşey olmadığı için değişik geldi herhalde, epey bir süre cüzdanımla oyalandı.

Sonra kalktık ve sahile gittik. Orada arabasından indirdim ve serbest bıraktım. Sahilde çok mutlu oluyor. İnceleyecek çok şey var. Çimlerde koşuyor, deniz kenarında koşuyor. Yerdeki çiçeklere, taşlara bakıyor.
Kediler, köpekleri ve kuşları kovalıyor. Daha doğrusu köpekler kaçmıyor zaten, gidip onları seviyor. Evdeki oyuncak köpeğine cici yapmayı öğrendiği için, gidip gerçek köpeklere de cici yapıyor, tüylerini seviyor. Çok hoşuma gidiyor benim de :) Tabii köpek sahipleri de bayılıyorlar bu duruma. Dün epey bir sevdik köpekciğin birini.

Sonra kuşlar...Ah o kuşlar...Ne çok koşuyor peşlerinden. "Guuuşşşş" diye diye bir kovalayışı var ki görülmeye değer. Güvercinler, kumrular, martılar.... Yakalıycam diye peşlerinden koşmaktan helak oldu yavrum.

Sonra uyku saati eve döndük. Ege uykuya, ben mutfağa. Canım kek istedi, hemen fırına atıverdim, ıssız adam keki (kırk yılın havuclu tarçınlı kekine artık böyle diyorlarmış). Biraz ütü yaptım. Sonra dinlenirken eşim geldi. Ege uyandı. Biraz da onunla oynadılar, sonra ablası geldi onunla oynadılar. Sonra da yemegimizi yedik, yıkadım yatırdım.

Güzel geçen bir günün ardından yüzümde gülümseme, elimde Ege'ye örüyor olduğum bere ile mutluydum. Oh be! Hayat bu işte, küçük mutluluklar! :)

6 yorum:

  1. Heyoooo, ne çok sevindim yazdıklarına..
    o guşları da pek merak ediyorum :)
    öpüyorum ikinizi de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bi buluşabilsek de görebilseniz nasıl koşuyor kuşlara :)

      Sil
  2. Ohh mis gibi başbaşa bir gün... özgürlük gibisi yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Aslıcım, işten bir şekilde izinli olduğum günleri pek bi seviyorum. Tamamen oğlumla başbaşa, harika!

      Sil