15 Kasım 2014 Cumartesi

Biri 16 aylık bebek mi dedi?

Ege resmen bugün, dünyadaki on altıncı ayını doldurdu. Her geçen gün inanmakta zorlanıyorum. Şaşırıyor, seviniyor, çok seviniyor ve bazen de biraz hüzünleniyorum. Sonra hemen umutla doluyor ama yüreğim. Oğlum büyüyor!



Daha önce, sanırım 11 aylık civarındayken, Ege'ye ağız, burun, kulak falan öğretmeye çalışmıştım da, hiç ilgilenmemişti. Ben de bir daha denemedim. Sonra bakıcısı bu ay içinde, "ben bugün ağız-göz-burun falan öğreteceğim" dedi, eh iyi hadi bi dene bakalım dedim. 


Bakıcımız, daha önce de bahsetmiştim, bir kreş/anaokulunda 5 sene ablalık yapmış (öğretmene sınıfta yardımcı olan). Bu yüzden oyunları, şarkıları, tekerlemeleri ve çocukların ilgisini çekebilecek şeyleri biliyor. Hevesle Ege'nin birazcık daha büyümesini bekliyor, oyun hamuru, boyalar ve diğer aktiviteleri birlikte yapabilmek için. Umarım o zamana kadar herşey yolunda gider de, ablasıyla tüm bu faaliyetleri yapabilir Ege.

Her neyse, bakıcımız birkaç kere göstermiş o gün, bu arkadaş da hemen kapmış tabii. Bu ayın öğrenilen şeylerinden biri bu. 

Diğeri, babasının, seveceği şeyler için cici yapmayı öğretmesi. Biliyorum bu tip şeyleri çoğu bebek daha erken öğreniyor ama napalım Ege de şimdi öğrendi. Eh mesela, 'tel sarar'ı hiç öğrenmedi. Şarkısını da hiç sevmedi ilk günden beri.

Normalde parmak ucunda yürümeye bebekler 2 yaş civarı başlarmış, bizimki master yaptı o konuda. Bak, bu işte de önden gitmiş. (Amaaan ne önemi var ki önden, sondan, öğreniyor işte bir şekilde, önemli olan hayatı öğrenmesi ve bundan keyif alması)

Hiçbir şeyi kendisi istemeden yapmıyor. İsterse yapıyor sadece. Bi de sinirli ki, sormayın. 2 yaş sendromuna erken mi giriyoruz yoksa ne? Aman yok girmeyelim lütfen :)

Sanırım bu ay bir büyüme atağı yaşadık. Ay başındaki huysuzlukların, "ben bilirim, ben yaparım, benim dediğim olur, olmazsa ortalığı katarım"ların sebebi bu olabilir. Çünkü bu ay epey iyi gelişti (maşallah maşallah), boyu 82 cm, kilosu 12 kg olmuş. Fiziksel gelişimi normal seyrediyor. Ne çok iri ve şişman, ne de kemikleri sayılan zayıf bir bebek Ege, gayet normal. Şikayetim yok. Çok şükür diyeyim.

Ağzında yemek tutma huyu da (amman dilimi ısırayım, maşallah deyim) bitti gibi. Ama bu sefer de katı, pütürlü gıda yememeye başladı. Birkaç anne blogundan okumuştum, normalde pütürlü yiyen bebekler, bazı dönemlerde böyle yapabiliyorlar. Bu da Ege'nin dönemi demek ki deyip saygı gösterdim. (Yalan! Aç kalmayıp yemesi için yaptım valla!) Blender'a geri döndük. Yaklaşık 15-20 gündür her öğünü blender'dan geçiyor ve neredeyse çorba kıvamında sunuluyor. Ama yiyor mu yiyor. Yemeğin kendisini reddettiğinden değil, katı yemek istemediğindenmiş meğer ağzında tutması. Bunu keşfedince tutma huyu da bitti. Şu günlerde yine yavaş yavaş katılaşmaya başlıyor gibiyiz. Yavaş yavaş, ürkütmeden, kızdırmadan, yine katı ve pütürlü yemeğe döneceğiz elbet.

Dil gelişimi fena gitmedi bu ay. Kelime dağarcığına yenilerini ekledi Ege Bey. Ha haa ama hiç biri anlamlı kelimeler değil. Hepsini kendi uyduruyor. Ama  onlara anlam yüklüyor kendince, ki bu bence iyi bir şey ve dil gelişimini desteklediğini düşünüyorum. Sonuçta biz yazı yazmayı da fişlerdeki heceleri keserek falan öğrenmemiş miydik? O da şimdi konuşurken aynısını yapıyor, önce anlamsız heceleri söyleyecek, sonra onları birleştirip konuşacak. Daha önce çıkarmadığı sesleri çıkarabilmesi, bu yüzden iyi bir gelişme bence.

Hasta olunca, inanılmaz bir pişik oldu Ege'nin poposunda. Daha önce hiç pişik olmamıştı. Bakımına hep çok dikkat ediyordum. Egzaması olduğu için, poposu pişiğe ekstra yatkın, doktorumuzun uyarısı ile daha dikkat eder olmuştuk. Ayrıca ilk günden beri, her bez değişiminde Sebamed bebek kremi sürüyorum poposuna koruyucu amaçlı (bezle teni arasında ince bir ayırıcı katman görevi görüyor, iyi oluyor, tavsiye ederim kullanmanızı). O yüzden hiç pişik olmamıştı. Bu hastalıkta, gece normal yatırdım çocuğu, sabaha feci durumdaydı. Hipokort sürüyoruz bana mısın demiyor (kortizonlu bir krem, ve doktorumuz kullanmamızı istedi. Aksi halde geçmeyecek durumda.) 

Sanırım bu pişiğin verdiği acı yüzünden, kaka yapmaya korkar oldu çocuğum. Lazımlığına hele, hiç oturmak istemiyor. Biz de zorlamıyoruz. İnşallah unutmaz bu sürede. Belki yakın zamanda, şu pişik etkisini fiziksel/ruhsal olarak tamamen kaybettiğinde, yine denemeye başlarız. Lazımlığı unutmasını istemiyorum. 

Merdiven çıkıp inmeyi çok seviyordu zaten, geçen ayki yazımda bahsetmiştim. Bu ay kendini geliştirdi. Dizlerinin üzerinde emekler gibi değil de, normal bir şekilde merdiven çıktı geçen gün parka gittiğimizde. Tabii elleri yine yerden ve trabzanlardan destek alır şekilde ama olsun. Hem eller hem dizler yerde, emekler gibi çıkıyordu önceden. Bu süper bir gelişme bence. 

Bu ay sanırım pek fazla yenilerin değil de, gelişmelerin ayı olmuş. Var olan becerilerinde ustalaşmış minik oğlum. O büyüdükçe ben heyecanlanıyorum. İyi ki doğurmuşum seni be oğlum! İyi ki oğlum olmuşsun! :)

1 yorum:

  1. maşallah Ege Paşaya :) 2 yaş sendromuna doğru biz de yol alıyoruz. Nil değil de Ela daha çok istediği şey olmayınca yere yatıp tepinmeye başladı :( en korktuğum şeylerden biriydi bu davranış, ama başa gelince çekilecek ne yaparsın. uzmanların önerdiği şekilde ne doğru tepkiyi vermek gerekecek.
    büyüyorlar... bu konu beni ne kadar derinden etkiliyor biliyorsundur. oturup ağlayabilrim her an büyüyorlar, bir daha hiç bir yaşında, bir buçuk yaşında falan göremeyeceğim onları diye. geçen gün kaza yaptığımda dank etti. ağlama, üzülme sevin dedim kendi kendime. evet bu günler paylaşımlarımız çok özel, minik halleri eşsiz ama büyümelerini görmeyi nasip etsin allah. en büyük hediye bu. büyümelerini göreceğim izleyebileceğim beraber yaşayacak günlerimiz olsun inşallah kuzularımla. artık kendimi hüzünlendirmeyeceğim büyüyorlar diye. bir günü daha beraber yaşadık diye şükredeceğim. gittikçe kendi ayakları üzerinde durabilcek ve bir gün bana bu kadar ihtiyaç duymayabilcekler. ve bu iyi bir şey demek olacak...

    YanıtlaSil