26 Ocak 2015 Pazartesi

Bebesini aç bırakan annenin vicdan azapları


(Dikkat: Yazı, çok sayıda kusma kelimesi içermektedir, midesiyle problemi olanlar okumayıversinler bi zahmet. Teşekkürler.)

Ege yine son birkaç haftadır, ne yese kusuyor (neredeyse yani). Ha kusuyor da bu çocuk nasıl 13 kiloya geldi be kadın, diyebilirsiniz. Deyin. O kusuyor ben tekrar yediriyorum. Valla yediriyorum n’apayım sinmiyor içime. Hem ben bıraksam Ege bırakmaz, acıkıp da kan şekeri düştü mü ortalığı birbirine katar. Babası kılıklı!


Neyse, o kusuyor, üstüne 3-5 yudum su içirip bekliyorum bi 15 dakika. Sonra sil baştan yemek faslı. Yine mi kustu? Yine aynı döngü. Üçüncüde yiyor ama, kusmuyor. Ha eziyet ediyorsun çocuğuna derseniz, bak onu yapmıyorum işte. Farklı yemekler öneriyorum. İstediğinden istediği kadar yiyor. Bazen sadece yoğurt. Ama yiyor. Ben de anlıyorum ama neden kustuğunu, ona göre tavır alıyorum.

Bazen yemeği beğenmemiş oluyor (evet maalesef böyle saçma bir huyu var, yemeği sevmeyince kusuveriyor. Allahtan çok değil sevmediği yemek, bugüne kadar birkaç kez oldu sadece!). Bir ara herşeyi ama herşeyi (çorbayı ve yoğurdu bile!) ağzında tutup beklettiği için, azcık katı formda olan herşeyi yutmadan tükürdüğü, eskaza yutsa bile anında kustuğu için blender kullanmaya başlamış olup, hala katı yemediği için devam etmekteydim. Son günlerde blender’ı bırakıp çatalla ezme formuna döndüm. Ama pütürler, blender sonrası oluşan pütürlerden büyük olduğu için boğazına takılıyor beyefendinin. Yutmak istemeyip kusuyor. Yutamıyor değil, çoook sevdiği bir yemekse bakın görün nasıl da güzel yutuyor valla. O yüzden “yutamıyor” değil, “yutmuyor” diyorum. Öğürmeye başlayınca yut çabuk yut diye azcık bağırırsam yutuveriyor (ay bazen ben de bağırıyorum valla, mükemmel ana değilim). Bazen de gayet güzel severek yiyor çocuğum, sonra ne oluyor anlamıyorum, yemekten sonra birdenbire kusuveriyor. Böyle zamanların hemen ertesinde bir de ishal olduğunu falan farkediyorum. Demek ki diyorum, çocuğun midesi rahatsızmış. Bana çekmiş sanırım o konuda, ne zaman kırıklığı olsa, az hastalanacak gibi olsa, ya da diş çıkarıyor olsa midesine ve bağırsaklarına vuruyor çocuğun.

Neyse bu uzuuun kusma girizgahından sonra sadede geleyim. Dün yine yapmışım mis gibi sebze yemeği (havuçlu patatesli yer elması), ki daha önce aynı yemekten yemişliği vardır, ama daha üçüncü lokmasında çıkarıverdi. Bir daha da lokma almak istemedi. Anladım ki yemeği sevmedi. Hemen önceki günden kalan az yeşil mercimek vardı, ona ekmek kattım biraz, onu yedirdim. Yeşil mercimeğe bayılır, onu yalayıp yuttu. Ama dedim ya, Ege’nin normlarına göre azdı. Öncesinde kustuğu için çok yedirmek istemedim zaten, az yesin midesi zorlanmasın dedim. Zaten arabayla gezmeye gidicez ve çocuğu hala ters oturtuyorum (bkz.neden çocuklar oto koltuğunda ters şekilde yolculuk etmelidir?) midesi kaldırmayıp bi de arabaya kusmasın dedim. Yanıma da az kefirle karıştırılmış yarım avokado ezmesi aldım. Dışarıdayken istemez ya, olur da isterse diye.

Dışarı çıktık gezdik, bu arkadaşa atları gösterdik baktı baktı pek bişey anlamadı ama etrafta koşturdu parkta sallandı, kaydıraktan kaydı falan herşey güzeldi. Sonra haftalık alışverişimizi yapmak üzere pazara gidecektik ki, arıza çıkarmaya başladı. Biz de vazgeçip eve dönmeye karar verdik. Arabaya atladık. Başladı Ege mammaaa demeye. Normalde suya da mammaa diyor, öğretemedim bi türlü, oğlum bu su, su de bakayım, ı-ıh mammaaa (su da diyebiliyor ha bu arada, inadından demiyor sıpa). Neyse su teklif ettim, öyle bir bakışı vardı ki bana, “bre eşşek kadın mammaa diyorum sen su veriyorsun, bu mide suyla doyar mı bee!” diye. Hemen dedim eşime, kenara çek çocuk acıktı. Çektik kenara, bir güzel yedirdim ben kefirli avokadoyu. Anam, sonuna kadar yedi! Vayy hepsini yedi falan derken ben, çocuk ağzını açıp aranmaya devam etmez mi? Mammaaa da mammaaa diye tutturmaz mı? Amanın ne yapcam ben? Haydi koca, dedim acil eve gidiyoruz, çocuk aç! Hemen çalıştırdık arabayı, eve! Yolda nasıl ağlıyor yavrum mammaaa diye. Aman duyan olsa çocuğu 3 gün aç bıraktık sanır! Ayol mis gibi yaptığım yemeği yememişsin, dünkü yemeğin artanına talim etmişsin, yatılı misafir var iken ikinci bir yemek yapamamışım zaten, ne edeyim ben? Keşke yanıma yarım değil, avokadonun tamamını alaymışım! E başka zaman olsa yemiyosun ki be çocuğum! Neyse, yolda sızıverdi garibim. Bu huysuzluğu (mammaa diye tutturup ağlaması da huysuzluk oluyor yani, pess!) uykusu gelmiş olmasına bağlayıverdim. O uyur uyumaz kocayla hemen pazar planları yaparken bulduk kendimizi :) Ege koltuğunda uyumaya devam etti, ben de arabada onun başında bekledim, kocaya da siparişleri sıraladım, biz bekledik o gitti geldi. Sonra da evimize gittik.

Gider gitmez hemen en sevdiği yoğurt çorbasını yaptım oğluma kendimi affettirmek için. Bir de patates yemeği. İkisine de bayılır. Bir koca adam kadar yedi neredeyse çocuğum. Yazık nasıl aç kalmışsa. İyi, bir daha yemeği beğenmeyip kusma girişiminde bulunmaz işte, demeyeceğim. Zira, sevmediği yemek zaten çok az (tü tü maşallah nazar değmesin!), bir de zorla sevmediği bir şeyi vermenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Onun sevdiği yemekleri yaparım, olur biter. Bir daha da en az 2-3 çeşit yemek yapacağım, bu da bana ders olsun! (Aslında genelde hep öyle yapıyorum zaten, çeşitli yediriyorum, ama yatılı misafir vardı ve ben bir yandan kahvaltı hazırlarken bir yandan da Ege’ye ancak bu yemeği pişirebilmiştim.)

İmza üzgün anne.

7 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Oyyy Pelin valla yılın annesi ödülünü sana veriyorum ben :) Elif yemeği beğenmediyse seçeneği çok az, genelde de kuru ekmekle yoğurt:) ne yapayım ya ben de böyleyim diyip sıyrılayım işin içinden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin kızçen daha küçük yahu en kötü anne sütü var. Sen çok dert etme zaten ;)

      Sil
  3. :) :) Ay çok tatlısınız... neyse bir öğün kaçırmaktan bir şey olmaz. biz de yaşıyoruz benzer şeyleri... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) tabi canım. Ya zaten hiiiç bişey yememis olsa neyse diycem, yarım avokado tutmuştur aslında onu ;) ondan çok şeetmedim aslında. Yoksa girip bi markete kavanoz mama alıverirdim canım :)

      Sil
    2. Ha bu arada, Ege'nin sevmeyip kustugu yemeği eşim yemiş, "çok kötüydü tuz yerine şeker mi kattin sen buna" dedi. Aslında tuz katmıştım ama yer elması çok tatliymis meger :))) çocuk haklıymış yani. Tadına bakmamistim vermeden önce :)

      Sil
    3. yer elmasını havuç gibi düşünmek lazım. ben genelde öyle düşünüyorum :) havuç gibi yan ürün olarak kullanıyorum. o da tatlı mesela. :)

      Sil