26 Ekim 2015 Pazartesi

Zor Çocuk, Süper Anne (mi?)

Kabul ediyorum, Ege çok çok zor bir çocuk değil. Ama kesinlikle kolay bir çocuk da değil. Hiçbir zaman olmadı, şahitlerim var :) Uyutmak da zor oldu mesela, ama kesinlikle uykusuz bir çocuk da olmadı. Yani ben bir yattım mı oh 3-4 saat kesintisiz uyku uyuyamadım ya da yatağına koyduğum gibi kendi kendine uyumadı, bazı annelerin anlattığı gibi. Ama sabahlara kadar hiç uykusuz geçirdiğim kabus geceler de bir elin parmaklarını geçmez (hastalık zamanları hariç). Ne öyle ne böyle bir çocuk anlayacağınız.

Bazen ben mi az şikayet ediyorum acaba, diyorum. Çünkü Ege’ye çok benzeyen ve hatta Ege’den daha rahat çocuklar için annelerinin çok şikayet ettiklerini duyuyorum/okuyorum. Yahu ben çocuğumu kolay sanıp öyle mi lanse ediyorum acaba, başkası olsaydı Ege’nin annesi, belki de daha çok şikayet edebilirdi, diyorum. Bilemiyorum. Bakıyorum, ben çok mu kolay annelik yapıyorum acaba diyorum, ama yok, üstesinden gelmeye çalışıyorum sadece. O şikayet konularını okuyorum mesela, eee ne olmuş ben de yaşadım bunları, ama aklıma hiç şikayet etmek, ah ah vah vah dertlenmek gelmedi. Bunu övünmek için yazmıyorum, zaten övünülecek falan bir konu değil. Kimisi daha zor üstesinden gelir bazı şeylerin. Ben sadece o yaşadıklarımı anneliğin doğal bir parçası, her annenin yaşadığı sıradan şeyler olduğunu düşünmem/ zannetmemden böyle yaptım sanırım. Dediğim gibi, sahiden “aklıma gelmedi”. Herkes benim gibi sanıyordum. Daha önemlisi, bütün bebekler Ege gibi sanıyordum. Daha farklısını istemek, bunun olabileceğini düşünmek aklıma gelmedi. Belki yapısaldır. Ya da sadece huy.


Kimisinin çocuğu hakikaten daha kolay büyüyor, kimi kendisi çok rahat olduğu için rahat büyütüyor. Kimileri de feci zorlanıyor. Bu çok normal bence. Ama hiçbir şey yüzde yüz ne anneye bağlı ne de çocuğa. Dolayısıyla kimsenin, diğerlerinin anneliğini eleştirmeye ya da çocuğu hakkında yorum yapmaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Kimse de bununla kendi anneliğini pazarlamamalı. “Zor çocuk” günümüz anneleri için bir pazarlama aracı olmuş durumda, özellikle de sosyal medyada. Ne kadar “zor” çocuğun varsa, o kadar “çok annesin”. Anneliğin kalitesini ölçme, anneliğin mükemmeliyetini ispatlama çabaları var nedense insanlarda. Psikanalitik açılım yapmayım şimdi, haddim değil, zira uzmanlık alanım değil. Sebepleri her ne olursa olsun bana saçma geliyor neticede. Kimse kimseye üstünlük taslama hakkını kendinde görmemeli, hele de konu çocuklar ve annelikse. 


Aslında ilk olarak doğum şekliyle annelik yarıştırır hale geldi insanlar. "Çatır çatır" normal/doğal doğurmak anneliğin şanındandır buyuruldu, sezaryen doğumları doğumdan saymadılar, hatta abartıp çocuklarımı ben doğurmadım diyenler oldu. Sezaryen doğuranları küçümsüyorlar, bu şekilde doğuran insanları eksik hissettirmeye çalışıyorlar, insanlar utanıyor sezaryen olduğunu söylemeye. Yok arkadaşım, ben utanmam. Ben şekli nasıl olursa olsun, o çocuğu taşıdım mı dokuz ay, evet, öyleyse ben doğurdum. 2 yaşını geçti, kim büyüttü (çoğunlukla), ben büyüttüm. Tamam babaların da etkisi oluyor ama özellikle ilk 2 yılda bebekleri anneler büyütüyor. Yiğidi öldür hakkını ver, valla annelerin hakkı ödenmezmiş. Neyse konuyu dağıtmayayım.


Ege ile yaşadığım zorluklar çok normal geliyor ve "çocuk dediğin böyle olur, yoksa olmaz mı?" diyorum. Farklı çocuklar beni şaşırtıyor bazen :) Daha zor çocuklar değil de ama daha rahat çocuklar şaşırtıyor. Vaay böyle de çocuk varmış demek ki diyorum. Komiğim belki de. Belki değil kesin komiğim! Mesela tatildeyken Assos'ta bir aile gördüm. Kadın 13 ay arayla iki bebek doğurmuş, ikisi de oğlan. Önce bir an için üzüldüm, yazık dedim 2 bebek, kimbilir n'apıyordur nasıl bunalımdır yorgunluktan, nasıl hayata küsmüştür falan. Sonra bir sohbet açayım dedim, meğer bebelerin başlarındaki kadın, bakıcıymış! Anne keyifte. Oh dedim çok güzel, madem yabancı uyruklu yatılı bakıcı alıyor, elbette nimetlerinden faydalanacak kadın, mis gibi tatil yapacak. İyi ediyor tabii, yapsın bence de. Ama anne geldi, hiç de öyle bunalımda falan görünmüyor. İnsana ilginç geliyor tabii ama bebekleri biraz daha gözleyince gördüm ki, son derece sakin, bıraktığın yerde duran (yürümeyi bilen bebe bile, burada dur bekle deyince kımıldamadan bakıcısını bekliyor!) hiç bir şekilde taşkınlık, hareketlilik belirtisi göstermeyen, bir kere bile (evet! bir kere bile!!) ağlamayan varlığı yokluğu bir bebeklerdi bunlar! Üstelik her ikisi de oğlan çocuğuydu. Allahım böyle çocuklar da varmış demek ki...

Bir de "alıştır çocuğu canım"cılar var. Tam anlamıyla gıcık oluyorum. Anlamadıkları birşey var ki, annenin canı birşey istedi diye öyle olan çocuk yoktur. Her çocuk kendi karakteriyle doğar. Onların da huyları yapıları vardır. "Bak bilmemkim alıştırdı çocuğunu, çocuk herşeyi yiyor, çocuk koydu mu uyuyor ya da çocuk her ortama alışkın canım, nereye gitseler götürdüler, her yerde sakin durur." Hanım hanım, madem öyle alıştırmakla oluyor,  benimkini vereyim de bi zahmet onu da bi alıştırıver sevabına. O iş maalesef öyle olmuyor sayın anne adayı,  heveslenmeyesin. Çocuğun karakteri neyse, senin kaderine ne düştüyse, bi zahmet razı oluyorsun. Olay bu.

Her çocuğun kendine göre başka başka zorlukları var. Sonuçta hiç biri kendi başına büyümüyor. Anne olmak zor. Anne olmak gerçekten dünyanın en zor şeylerinden biri. Kolay olduğunu kimse söylememişti zaten. Biz hepimiz çok zor ve çok önemli bir iş başarıyoruz. Biz kendi çocuklarımız için olabilecek en iyi anneyiz. Bizden başka hiç kimse bizim çocuklarımıza bizden daha iyi annelik yapamaz. Yapabilir mi? Biliyorsunuz ki yapamaz. O yüzden, kimsenin bizi takdir etmesine gerek yok, kimseyi "daha zor bir şeyi başardığımıza" inandırmaya ihtiyacımız yok. Kendimizi ve başkalarını buna inandırmaya çalışarak, her şeyi olduğundan zor göstermeye çalışarak, kendimiz için hayatı daha zor hale getirmeyelim. Unutmayalım ki, dil neyi söylerse, bir süre sonra o gerçek olur!

Iyi eğlenceler! :)



5 yorum:

  1. şimdi yavrucuğum arin de kolay görünümlü zorlardan :) yani böyle adam gibi uslu görünür ama mesela koltuktan kendini uçurur, sandalyeyi konsolun önüne çeker konsolun üzerine çıkar oradan masaya atlamaya kalkar falan ama tipini gören salon beyefendisi sanar! :) şimdi ben de pek şikayet etmiyorum ne var ki çocuk yapcak falan diye geçiyorum ama dediğin gibi çook daha hafif şeyler olmasına rağmen şikayetçi olanlar var..ve dikkat ettim onlar genelde çalışmayan anneler oluyor (ayyy şimşekleri üzerime çekmeyeyim "evde çalışan anneler" diyeyim :p ) valla bak dikkat et, genelde öyle, hatta dikkat et senin benim de şikayetlerimiz haftasonu bi miktar artıyor olabilir ;) amaan çocuk ayol işte etiketlemeye lüzum yok, zormuş kolaymış :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya tabii ki. Benim derdim, esasen, başkalarının benim çocuğumu etiketlemeleri. "Ayy ne yaramaz bişeysin sen", "Annenin sözünü hiç dinlemiyorsun, çok ayıp ama", "Ayy sizin işiniz de pek zor, ikinciyi düşünmezsiniz herhalde, yoksa bunun üzerine bir de minik bebek, ayyy hiç çekilmez"ciler. Sana ne hanım abla, sana ne!? Benim çocuğum geniş alan buldu mu koşuyor evet, sıkıya gelemiyor, ama ne bileyim oto koltuğuna oturuyor ya da ne giydirdiğim kıyafetlerde sorun çıkarmıyor, gibi gibi... Her çocuğun başka kolaylık ve zorlukları var. İşkembeden atmamak lazım yani.

      Ay bu arada, salon beyefendisi görünümlü konsol üzeri masa fantazili Arinçoya da çok güldüm doğrusu :))))))))

      Sil
  2. Herkesin zorluğu kendine, başkasına daha kolay ya da zor gelebilir, o nedenle bence çok takılmamak lazım bu konulara.. Sağlıklı olsunlar, huzur bulalım, gerisi boş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum :) Bu sıralar, sen ne desen katılıyorum zaten :)

      Sil
  3. Ne güzel yazmışsınız.bayıldımm. Sezaryan dogurduysan tam anne degılsın sen dıyen ve baska bir anneyı uzenınde anne(!) olması benı cok uzuyor.çocugu organık beslemede cok onemli tabiki aman unutulmasın da o! Normal şeylerı zor gosterenlerı zaten hiç anlamıyorum.karsı komsumun oğlu iki yasında sabah 10da kalkıyor,sessız,anne sozu dınlıyor,pek aglamıyor ama gel gor ki kadın şikayetçi,"bazen benımle oynamak istıyor" diye.benım oğlumsa perdeyı eline dolayım duz duvara tırmanmaya calısıyor,buzdolabı raflarına tutunarak en tepelere varmaya calısıyor,surekli koşar ben napayım ki acaba:))))) o alıştır çocuğu canımcılar keşke şu aralar bana bir denk gelse ahh

    YanıtlaSil