19 Aralık 2015 Cumartesi

Ege'nin 2 Yaş günlüğü - 2.hafta

Ege, bizi ilk anlamaya başladığı zamanlardan beri genel olarak söz dinleyen, problem çıkarmayan uyumlu bir bebekti. Sınırlarını dener, zorlar ama "hayır"ın anlamını bilir ve ona göre geri çekilirdi. Arada sırada inadı tutarsa da, ben "olacak o kadar canım, çocuk bu elbet yapacak bunları" gözüyle bakar, kendimce çözüm yolları geliştirmeye çalışır, çoğunlukla da başarılı olurdum. Neredeyse 20-22 aylık oluncaya kadar işler böyle güzel yürüyordu. Ben de "herhalde iki yaş sendromu dedikleri şeyi biz böyle atlatacağız, sanırım Ege'de hafif geçecek, bak nasıl da güzel idare ediyoruz" diye düşünürdüm. Taa ki gerçek iki yaş sendromu bizi fena halde vurana kadar.



Ege'nin 2 yaş sendromuna girdiğini düşünmeye başlamamla birlikte, daha önceden önerilen, "Mahallenin En Mutlu Yumurcağı" kitabını aldım ve okumaya başladım (yazarı Dr.H.Karp). Okuduğum günden itibaren de, bir işe yarar mı, bize bir çözüm getirir mi ümidiyle, eş zamanlı olarak Ege'yle iletişimimizde kitapta yazanları uygulamaya başladım. Aslında bu başlıklarda bahsettiğim X.gün, Y.hafta tabirleri oradan geliyor. Kitaptaki tavsiyeleri uygulamaya başladığımın kaçıncı günü manasında.

İlk bir ay son derece ümitliydim gerçekten. O yüzden gelişmeleri gün gün not aldım ya da hafızama kazıdım. Kitabı okumam 1 hafta sürdüğü için ilk hafta daha efektif notlar alabilmiş ve blogda yazabilmiştim. Sonrası bizde kaos.

Dondurma bizim ailede yaz-kış
her daim yenebilir, 
örneği
örnek olsun diye vermiştim :)

Kitapta önerilen yöntemleri, yapabildiğim ölçüde yapmaya çalıştım. Ama yok yok yok, hiçbir işe yaramadı. Arada sırada işe yarayan bir yöntem var ve bunu eşim keşfetti. Yani aslında keşif sayılmaz, kitapta bahsettiği, çocuğun hislerini anladığına yönelik konuşma tarzını değil de, benzerini uyguladık. Şöyle ki, kitapta çocuk sinirlendiği ve bağırmaya, ağlamaya, çırpınmaya başladığında, aynı onun gibi bağırarak ve onun yaptığı hareketleri yaparak (örneğin) "Ege dondurma istiyor, dondurma dondurma dondurmaaaaa diyor, Ege dondurmaaaaa diyor, Ege dondurmaaaa istiyor, Ege kızgın Ege kızgın" dememizi salık veriyor. Güya yaklaşık 1 dakika içinde çocuk bizim onun hislerini anladığımızı farkedecek ve susacak. O sustuktan sonra da kendimizinkileri açıklayacağız "Ege kızgın ama anne olmaz diyor. Yemekten önce dondurma yok diyor. Üzgünüm tatlım ama yemekten önce dondurma yok" şeklinde. Çocuk da anlayıp susacak(mış!) Hadi canım, külahıma anlat!

Ege susana kadar ilk aşamadaki cümleleri sarfettim, ama Ege'nin susması yaklaşık 4-5 dakikayı buluyordu bazen hiç susmuyordu, hatta asla ve asla benim ne dediğime ne yaptığıma aldırmıyor sadece ağlıyor bağırıyor ve tutturuyordu. Ona sarılıp sakinleştirmeyi denedim, kollarıyla çırpınmaya hatta bana vurmaya başladı. Ona arkasından kollarını da vücuduna sabitleyerek sarılmayı denedim, aman Allah daha çok kızdı. Bu yöntemle o sakineşene dek sarılmış şekilde bekleyip kulağına şşşş sakin ol bebeğim falan deyip susturmuş olsam da bıraktığım saniye itibariyle önceki moduna geri döndü. Hemen hemen her seferinde böyle oldu.

İşte eşimin yöntemi burada devreye girdi. Ege mızıldamaya başladığı anda aynı onun gibi, onun sesleriyle ama ondan daha yüksek bir tonda mızıldamaya, ağlıyorsa ağlamaya başladı. Ege susup şaşkınlıkla babasını izledi. İşte olay buydu! Ve fakat anne bunu yapınca asla ve asla işe yaramadı. Sadece babası yapınca şaşırarak susuyor, ben yapınca umrunda bile olmuyordu. O yüzden bu yöntemi de uygulayamadım (babası uyguladı).

İşte kitabı okuduktan sonraki ikinci haftamız da böyle geçti. Bebeklerin genel olarak 18-30 ay arası 2 yaş sendromunda olmaları beklenirmiş. Yani beklenmek değil de belki de, olması normalmiş diyelim, 1,5 yaşındaki çocuğunuz size benzer şeyler yaşatıyorsa korkmayın, normal. Ege sanırım tam olarak bu derece taşkın hareketler göstermeye iki yaşında başladı, bu yüzden eğer 1 yıl sürmesi bekleniyorsa yandım, daha önümde bir altı ay daha var demektir! Bu yaşadıklarımızdan sonra, etrafta bebeği olanlara diyorum ki, "en kolayı bebek bakmakmış, ilk bir sene annelik ne kolaymış meğer, gelin de 2 yaş çocuğuna bakın bir de!" :) Tabii benden kıdemli annelerden "sen bir de 4 yaşı gör" ya da "ergen olsun da görürüm seni" gibisinden sitemler almıyor değilim :) Ne yapalım, başa gelen çekilir, bakalım o günlerde bizi neler bekleyecek....Allahım sen yardım et! Amin :)


5 yorum:

  1. Bişeycik olmayacak, Ege birey olmaya, kuralları öğrenmeye, seni sinirlendiğinde nasıl davrandığını görüp ilerde kendine örnek almaya çalışıyor o kadar ;) Maya duruldu, Ege de durulacak çok yakında sadece sabır.. Kolay gelsin!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy sağolasın Ceren... Biliyorum geçecek, ama geçerken bazen delip de geçiyor (hakikaten yani, mecazen değil, fırlattığı oyuncaklardan kafam yarıldı, 2 kez de -yanlışlıkla da olsa- attığı kafa sebebiyle dudağım patladı!)

      Sil
  2. ulen yerim senin o dondurmalı suratını :)

    adaş ben o kitabı yarıda kestim çünkü kendimi maymun hissettirdi bana o şekilde davranmak. ben de eşim gibi arin'i taklit ediyorum ve arin gülmeye başlıyor bi süre sonra. :) ne sendrommuş arkadaş yaa?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adaş sana da atıf vardı yazıda farkettin mi :) "Biz bu iki yaş sendromunu böyle hafif atlatacağız sanırım" yanılsaması sadece sende değil bende de oldu :)))) Ay ne kadar safız biz!

      Sil
    2. bence çok şekeriz bu saflığımızla (kinayeli oku:) )

      Sil