4 Şubat 2016 Perşembe

Kendi kendine Ingilizce öğrenen çocuk

İşte “azıcık sus be oğlum” günlerimiz geldi bizim de! Bu günlerin geleceğini hepimiz biliyorduk elbette :) 27 aylık oluncaya kadar 10-15 kelime (daha doğrusu anlaşılır Türkçe kelime olarak 10-15 kelimeden bahsediyorum) ancak konuşabilen, onun dışında “Egece” vızıldayan çocuk, bu geçen zaman zarfında neredeyse hiç susmayan bir çocuğa dönüştü. Seviyorum bu hallerini :)


Youtube’dan İngilizce şarkılar dinlediğini söylemiştim. Dinleye dinleye, tam da taklit zamanı olduğu için üç beş kelime İngilizce öğrenmiş. Öğrenmeye de devam ediyor, her akşam eve gittiğimde yeni bir şeyler öğrenmiş olduğunu görüyorum. Haftasonları arabada bir yere giderken falan yolda gördüğü araçların İngilizce’lerini söylüyor, şaşırıyorum. Önceleri anlayamıyorum, çocuğum yazık belki 5-10 kere tekrar ediyordu bana heyecanlı heyecanlı! Gözlerindeki o umut ve heyecanlı bakışlar hiç sönmüyor ne güzel! (Allah söndürmesin) O parlak gözleri öpüp içime sokasım geliyor :) Neyse, 5-10 tekrardan sonra söylediği şeyin, İngilizce bir kelime olduğunu farkedip anlayınca ve ben de kelimeyi tekrar edince seviniyordu. Şimdi söylediği şeyleri o kulakla dinliyorum, Türkçe mi İngilizce mi, en fazla ikinci söyleyişinde anlaşılıyor :) Birkaç örnek vereyim:



Damtak (Dump truck)

Tuğaktığ (Tructer)

Ezeve (Excavator)

Embınıs (Ambulance)

Kaaaaaağ (Car)



Bunların önce İngilizce’lerini söyleyip sonra da Türkçe’lerini söyleyerek bize de onaylatıyor. Önceleri acaba her iki dili birbirine karıştırır mı, konuşmasını etkiler mi falan diye endişelenmiştim biraz ama öyle olmadığını görünce rahatladım. Çünkü hangisi İngilizce hangisi Türkçe ayırt edebiliyor. “Hadi Türkçesini söyle Ege, şimdi de İngilizcesi” dediğimizde, doğru cevapları alıyoruz. Yani çocuk her iki dilin kelimelerini, tek bir dili konuşuyormuş gibi kullanmıyor, farkın farkında.



Bir de İngilizce şarkıları söylüyor kendince. O kadar tatlı oluyor ki! Anlayamadığı kelimeler yerine, kendisi söz dizileri uyduruyor. Ama bir kere uydurduğunu bir daha unutmuyor ve her seferinde aynı uyduruk sözlerle söylüyor şarkısını :)



Dayeseku dayeseku

Veeeaaayuuu

Hiii aaaa em

Hiii aaaa em

Haa duyudu



Mamiseku mamiseku

Veeeaaayuuu

Hiii aaaa em

Hiii aaaa em

Haa duyudu



Badığseku badığseku


Sistığseku sistığseku


Bibiseku bibiseku



Diye devam ediyor. Anladınız değil mi? Finger family şarkısını söylüyor kendince. Bu şarkının Türkçe’sini de söylüyor ve onu tabii ki doğru olarak söylüyor.



Baba pağmak baba pağmak yeeeğdesin? Buuuuğdayım. Buuğdayım yasıysın? Şeklinde :)



Nedense kelimelerin başında N harfi varsa bunu Y olarak söylüyor. Ama kelime içindekileri N olarak söyleyebiliyor. Bence bir süre düzeltmesin, bu şekilde aşırı sevimli oluyor. Ablasının adı Nisan, ona da yiiiisaaaaan diye bağırıyor, çok hoşumuza gidiyor.



Bir de meşhur 10 yeşil şişe şarkımız var tabii, artık bu blogu takip eden herkes biliyor. Onun da hem Türkçe hem İngilizce versiyonlarını söyletirdi bize. Şimdi kendisi de eşlik ediyor, pek keyif alıyor:



Ten green bottles hanging on the Wall

Ten green bottles hanging on the wall

And if one green bottle should accidently fall



Diyoruuuz, hemen ekliyor, “deeğbi nayn gviin badıs hengin ondı voo”



Sayıların İngilizce’lerini zaten epeydir biliyordu. On yeşil şişe şarkısını bize söylete söylete (biz söylerken kendisi de sayıları parmaklarıyla takip ettiği için) öğrenmişti. Bir de renkleri öğrenmiş aynı şekilde. O kadar tatlı konuşuyor ki, hiç engellemeyi düşünmedim açıkçası. Zaten istesem de bunu yapabilir miydim bilmiyorum ama… Yani yanlış bir şey yapıyorsak da, hiç araştırmadım, uzmanları okumadım, kitaplara başvurmadım bu konuyla ilgili. Sonuçta bizim anne baba olarak bilinçli bir şekilde öğretmemiz yok burada, kendi kendine şarkılardan falan öğreniyor. Çocuk ilgili, hoşuna da gidiyor. Eh yapacak bir şey yok yani.



Renkleri nasıl söylediğini de yazayım unutmadan. Bakalım tahmin edebilecek misiniz hangi renkleri nasıl söylediğini:



Gviin

Ovinç

Pöpı

Yeoov

Bğuu

Veed

Ak (bunu tahmin edemeyebilirsiniz, açıklayım. Siyahı internette blak diye okuyorlar ve epey hızlı söylüyorlar. Ege de hem L’yi söyleyemediği için hem de hızdan dolayı tam anlayamadığı için sadece sonundaki ‘ak’ kısmını söylüyor :) ilk başta ben de anlamamıştım, sonradan anladım)

Vayyyt

Piınk


Şimdilik bizden bu kadar. Bakalım bu ilgisi devam edecek mi? 


4 yorum:

  1. veaaaayuuuuuuu yerimmmmmm! :))))))))

    YanıtlaSil
  2. İngilizce o minnak ağızlarına öyle yakışıyor ki..ben de çok keyif alıyorum ingiizce konuşmaya çalışmasından :) maaşallah diyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslı'cım aynen katılıyorum. O ağzını böyle sıkıştırıp öpüp içime sokasım var :))))

      Sil