9 Şubat 2016 Salı

Aşk Böceği

Çevre arkadaşlarımın veya takip ettiğim blogger anne arkadaşlarımın, Ege ile akran çocuklarıyla büyük çoğunluğunun epeydir yaşadıkları "sevimli konuşma bombardımanı"na, biz yenilerde maruz kalıyoruz. Aman Allahım bu ne güzel bir dönem böyle! Eşim, ben ve bakıcısı zevkten dört köşeyiz resmen :)

Zaten konuşmayı sizi taklit etmeye çalışarak öğreniyorlar. İlk başlarda dediklerinin yüzde doksanını anlamıyorsunuz. Ama tarzını çözünce, sonra sonra anlaşılıyor. O yüzden aslında çocuktur anlamaz dememek gerekiyor. Çünkü her (evet HER) söylediğinizi duyup bir yerlere kaydediyorlar. Bazen sonradan, bazen hemen o anda pıtır pıtır dökülüveriyorlar. Çok enteresan.

Bir gün arabada gidiyoruz mesela, sessiz bir anımızdayız, Ege birden bire işbankası dedi. Biz anladık ama ona yormadık. Eşim ne dedi bu? dedi. Ben, yok canım başka bişey demiştir biz yanlış anladık herhalde dedim. Bir daha söylemedi. Sonra sanırım ertesi gündü, Ege bu sefer çok daha anlaşılır bir şekilde tane tane söyledi. Demek ki bir zaman yanında konuşmuşuz, atm falan mı aradık nedir bilmem, çocuk duymuş kapmış. Nasıl da onunla alakasız bir sözcük! Ama işte çocuk bu, her daim sizi şaşırtma kapasitesine sahipler.

1,5 yaş civarındayken takıntılı olduğu bir kitap vardı, size de tavsiye ederim çok şeker bir kitap. Tunç Atalay'ın "İzini Arayan Salyangoz". (Kitapla ve yazarla beni, linki tıkladığınızda ulaştığınız site sahibi tatlı arkadaşım tanıştırmıştı.) Her akşam bıkmadan bunu okutuyordu, elbette bütün kitabı ezberlemiştim. Sonra sıkıldı ve kaldırdık. Aradan neredeyse bir yıl geçti. Ortadaki oyuncakları arada kaldırıp eskileri ile yer değiştiriyorum, eskiler yeni muamelesi görüyor, daha ilgili oynuyor. Kitaplara da aynı şeyi uyguluyorum. Çok ilgilendiği ve sıkıldığı kitapları kaldırıyorum, yerine yenilerini koyuyorum. Bir süre sonra onları da yer değiştirip eskileri tekrar ortaya çıkarıyorum. İşte öyle bir akşamda yine buldu bu kitabı. Açtı ve ezbere okumaya başladı. Ben şok!

Çoğu kelimeyi çok güzel telaffuz edebilmeye başladı, ama hala birkaç tane gülünebilecek kelimesi var. Minibüse "iiibün" diyordu, şimdi kendini geliştirdi artık "iiiibüns" diyor :))) 

Örümcek diyemiyordu, bu akşam "ömücek söyye" dedi, yani örümcek şarkısını (hani var ya canım, miniminnacık örümcek duvara tırmandı, yağmur yağdı örümcek hop yuvarlandı... İngilizcesini istedi ama paşam, Incy wincy spider climbed up to water spout, down came the rain and wash poor Incy out...diye devam eden).

Gelelim başlıktaki konuya. Son zamanlarda (maaşallah diyeyim aman!) bakıcısıyla aşk yaşıyorlar resmen. Arabada giderken elele tutuşmalar, kızcağız giderken arkasından ağlayıp "Meeeğğdeee gitme" (Merve) demeler, hatta epey bi gözyaşı dökmeler, gitti diye protesto etmeler falan... Merve gündüz onu hep aşk böcüğüm diye seviyormuş, bizimki de artık onu "aşk bööciiim" diye seviyor :)))

Tabii ki her zaman annesi en sevdiği olacak ayol, a aaa şüpheniz mi vardı? Bugüne bugün oğlan annesiyim ben! Kaynanayım ben kaynanaaa! :))))) Şaka bir yana, elbette bakıcısını sevmesine çok seviniyorum. Ama son zamanlarda bana da ekstra olarak düşkünlüğünün arttığını söylemeliyim. Dönem dönem oluyor böyle. Bazen beni hiç umursamıyor bariz babacı oluyor. Bazen de şimdi olduğu gibi "baba git" diye kovalıyor adamcağızı odasından, "sen git" diye onu iteleye iteleye salona gönderiyor sonra dönüp odasının kapısını kapatıyor ki baba gelmesin, anneyle yalnız oynasın. Ay burda kahkahadan gözünden yaş gelen emoji olsaydı kullanırdım yemin ederim! Bana bi keyif geldi :) Gece yatarken, gecenin bir yarısı uyandığında ve yanıma geldiğinde, sabah uyandığında veya günün herhangi bir zamanı herhangi bir yerde, saçlarımı veya yüzümü okşayıp bana "aşkım binim" diyor. Ben tabii ki mest! Benim gözlerimdeki mutluluğu görünce bir de üstüne "cınım binim" patlatıyor! Değmeyin keyfime :) 

Hep iki yaş krizi, ağlama nöbeti, sinir bilmemnesi, kötü dönemleri anlatacak değiliz elbet. Bu bıdır bıdır konuşma dönemleri bir harika dostum!  (Legoda yaptığı arabayı göstererek "hayikaaa" diyor ya, yemek istiyorum yemek!) Ayol iyi ki doğurmuşum ben bu minik adamı :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder