28 Nisan 2013 Pazar
Gebelik Günlüğü, 27.Hafta
Biraz gecikmeyle 27.haftamızı da anlatayım. Efendim, habire her bir şeyden alerji olan ben, tabii ki gebelik dönemini de boş geçemezdim. Sonbaharı alerji olmadan, burnu bile tıkanmadan atlatan ben, bu durumdan karı-koca pek bir memnunken hem de, ilkbaharı alerjilerle karşıladık maalesef. İlaç da kullanamıyorum, bu da benim yaşam kalitemi epey bir etkiliyor.
19 Nisan 2013 Cuma
Alışveriş ve Cicilerimiz
İşte oğluşumun cicileri :) Hemen hemen yarısını ben aldım yarısı ise teyzelerimizden hediye. Bir de yavrukartal zıbını dikkatinizi çekecektir ki o da babamızın marifeti :) Zavallı babam, koyu bir fenerbahçeli olarak 2 kızını da fb'li yapmayı başarmış ama 2 erkek torununu da rakiplere kaptırdı adamcağız. Büyük torun gs'li oldu, küçük torun ise henüz kesin olmamakla beraber babasının baskılarıyla çok büyük ihtimal bjk'li olacak görünüyor.
18 Nisan 2013 Perşembe
Yerim dar
Dün gece oğluşum ilk defa beni tekmeleriyle uykumdan uyandırdı. Bu kadar güçlenmiş olmasına inanamıyorum. Bir susam taneciğinden bugünlere geldik :) Ne de olsa yaklaşık 1 kg civarında olmuş olmalı bu hafta yavrum. E beni de bilen biliyor, zayıf minyon minicik birşeyim! Çocuk içerde kımıldayacak yer bulmaya çalışıyordur, ne yapsın? O da haklı :) Daha şimdiden bazı zamanlarda (genelde serviste eve dönerken) sağ kaburgalarıma baskı yaptığını hissedebiliyorum. Ama sanırım yanlış oturma pozisyonundan falandır çünkü eve gelip biraz uzanınca hemen kaburga acım geçiyor. Yerine dönüyor herhalde alan genişleyince yavrucak :)
Babası "bu tarihi not et" demişti ama sanırım atladım. Daha fazla unutmadan yazayım. Babamızın karnımın üstünden bebişin hareketlerini hissettiği ilk tarih 12 Mart'tır. Bundan sonra bütün ilkleri atlamadan yazacağım.
Babası "bu tarihi not et" demişti ama sanırım atladım. Daha fazla unutmadan yazayım. Babamızın karnımın üstünden bebişin hareketlerini hissettiği ilk tarih 12 Mart'tır. Bundan sonra bütün ilkleri atlamadan yazacağım.
14 Nisan 2013 Pazar
Gebelik Günlüğü, 26.Hafta
.jpg)
Her gebenin gördüğü şu abuk sabuk rüyalar vardır ya, hah onlardan birini gördüm bu hafta! Gebeliğin son günlerindeymişim, birden sancım başlıyor ve biz hastaneye gitmeden önce eşime "bu bebeğin daha hiçbir şeyi yok hiç alışveriş yapmadık!" diye panikle bağırıyorum. Hastaneden önce alışveriş yapmaya gidiyoruz ve bebeğe kıyafet alıyoruz. Rüya sırasında kabus gibiydi ama şimdi çok komik! Sanki tek derdimiz bebişin kıyafeti! Esas başka şeyler önemli kıyafet 5 dakikada halledilir, hastaneden dönerken bile. Üstelik yaz bebişi olacağı için çok da fazla kıyafete ihtiyacı bile olmayabilir. Ne de olsa günde 2-3 kez suya girecek, umarım suyu banyoyu seven bir bebek olur :)
13 Nisan 2013 Cumartesi
Ayaklarımı göremiyoruuum!
Kendime yukarıdan bakınca gördüğüm manzara, bu resimdeki gibi değil artık. Eskiden dizlerimi, ayak bileklerimi bile görebilen ben, geçen haftalarda sadece ayak uçlarımı görebiliyorken, şimdi dik durduğum zaman hiç bir şey göremiyorum. Bu fotoğrafı çekmek için biraz eğilmem gerekti, ayak uçlarım da fotoda çıksın istedim :)
10 Nisan 2013 Çarşamba
Gebelik Günlüğü, 25.Hafta
Fotoğrafta görüldüğü gibi evin içinde gebelik öncesi tişörtlerimi giymekte inat etsem de, göbeğim de bu tişörtlerden fırlamakta inat ediyor :) Artık fazlasıyla büyüdü, ne de olsa 1 hafta sonra 6. ayı doldurmuş olacağız.
9 Nisan 2013 Salı
Anne Doğulur mu, Anne Olunur mu?
Annelik doğuştan kodlarımıza işlenmiş bir olgu mudur, yoksa sonradan öğrenilen, daha doğrusu kitaplardan öğrenilebilen bir şey midir? Her kadın anne mi doğar? Yoksa anne olmak için (annelik yapmak için yani) illa kadın olmak şart değil midir? Mesela bir kadından çok daha iyi annelik yapan erkekler yok mudur?
Gebelik Günlüğü, 24.Hafta
Bu hafta bebişimizle çok güzel bir hafta geçirdik. Artık hareketleri iyice belirgin olmaya başladı. Dışarıdan bile rahatça tekme ya da yumrukları farkedilebiliyor. Bazen uzun süre kımıldamazsa içimden "hadi bebğim bi kımılda" diyorum duyuyormuş gibi bi yumruk sallayıp sonra yine uykusuna devam ediyor. Fakat doğumgünümden 1 gün önce hiçbir şekilde kımıldamadı. Gündüz çok üstüne düşmedim, zaten gündüzleri daha az hareket ediyor, sanırım ben hareketli olduğum için beşik etkisi yaratıyorum yavruya. Ama akşam oldu, yemek yedim, dinlenmeye geçtim ama bizimkinden tık yok. Bir süre daha geçip hala kımıldamayınca endişemi Tolga'ya söyledim. O da hemen kulağını göbeğime dayadı ve dinlemeye başladı. Uzun bir süre sonra "su sesi geliyor" dedi. Doktoru arasak mı filan derken, sabah olsun hala kımıldamazsa arayalım dedik ve bir süre sonra Tolga tekrar kulağını dayadı göbeğime ve "kımıldadı" dedi. Sanırım beni rahatlatmak için öyle söyledi çünkü ben hissetmemiştim.
27 Mart 2013 Çarşamba
Gebelik Günlüğü, 23.Hafta
Bu haftalarda çok fazla farklı birşey olmuyor. Normal hayatıma devam ediyorum. Pantolonum hariç eski normal kıyafetlerimi giymeye devam ediyorum. Henüz göbeğim, ağırlığını taşıyamayacağım kadar büyük değil. Pelvis ağrılarım da ilk günlere göre daha hafifledi. Farklı olarak az da olsa tatlı yemeye başladım. Çok ağır tatlıları yine yiyemiyorum ama dondurma son günlerdeki favorim. Ne de olsa tatlıyı normalde çook seven bir insanım, haliyle bazen canım çekmiyor değil. Ama 24. ya da 25. hafta içinde şeker yükleme testi yaptıracağım için aslında çok da yememem lazım. Zaten yeterince çok pirinç pilavı ve patates yiyorum :( 23 hafta boyunca tatlı yemeyip de tam test yaptıracağım günlerde tatlıya yüklenmemeliyim.
22 Mart 2013 Cuma
Gebelik Günlüğü, 22.Hafta
Bu hafta yine doktor kontrolümüz vardı. 6.haftamızdan beri her 2 haftada 1 doktora gidiyoruz. Güzel güzel muayene oluyoruz ve ultrasondan bebişe bakıyoruz. Kimileri bu kadar sık ultrasona girmenin bir sakıncası yok mu diyor ama araştırdığım kadarıyla bu ultrasonların kanıtlanmış bir zararı bulunamamış. Sanırım doktorumuz da, bazı diğer doktorlar gibi fayda-zarar önceliğine göre hareket ediyor. Yani “ya bir zararı varsa?” bilinmezine teslim olmaktansa, bebeği ultrasonda sık sık ve detaylıca görmemenin getirebileceği problemler (herhangi bir problemi zamanında görmeme-atlama gibi) öncelik kazanıyor ve bebeği sık sık görmek istiyor. Her seferinde (sanki 20.haftadaymışız gibi),
15 Mart 2013 Cuma
Doğum izni hakkımızı istiyoruz!
Haftalardır, çıkacağı söylenen yasayı bekliyorum. Belirli aralıklarla internetten yasa çıkmış mı diye bakıyorum. (Televizyonda haber izlemiyorum, genelde sinirlerimi bozuyor çünkü, o yüzden internetten bakmak durumunda kalıyorum.) O kadar uzattılar ki bu meseleyi, artık gerçekten pek çok anne adayı/yeni anne, bu konuyu araştırmaktan sıkıldı. Herkes aynı görüşte: “Milletvekilleri, söz konusu kendi maaş artışları olsaydı 1 gecede yasayı çıkarırlardı!”
Peki ya babalar?
Biliyoruz, anneler kaç tane çocuk doğururlarsa doğursunlar, hepsini aynı şekilde, aynı çoklukta, aynı canını verircesine severler. Daha bir sonraki çocuk yoldayken “acaba yoldakini de eldeki kadar çok sever miyim” endişesi bile bunun bir göstergesidir. 10 çocuğu olsa bir annenin, 10’una da canını seve seve verir. 10’unun da parmağı kanasa, etinden et kopmuşçasına canı acır. Peki ya babalar?
Bebeğime ilk mektup...
Canım bebeğim!
Biliyor musun, seni yaşamdaki ilk gününden beri seviyorum. Daha varlığını benden başka kimse bilmezkenden beri. Bilim bile. Ne test, ne doktor, hiç birine gitmeden önce ben biliyordum senin orada olduğunu, içimde hayat bulduğunu, var olduğunu. O zamandan beri seviyorum seni. Çok seviyorum hem de. Bu dünyada seni ömrün boyunca en çok ama en çok sevecek kişi benim. Bu hep böyle olacak.
Biliyor musun, seni yaşamdaki ilk gününden beri seviyorum. Daha varlığını benden başka kimse bilmezkenden beri. Bilim bile. Ne test, ne doktor, hiç birine gitmeden önce ben biliyordum senin orada olduğunu, içimde hayat bulduğunu, var olduğunu. O zamandan beri seviyorum seni. Çok seviyorum hem de. Bu dünyada seni ömrün boyunca en çok ama en çok sevecek kişi benim. Bu hep böyle olacak.
Gebelik Günlüğü, 21.Hafta
Haftaiçimiz gayet monoton ve sıradan geçti. İşe git, gel, evde de aynı. Bebiş akşamları yemekten sonra tv karşısında pineklerken daha çok kımıldıyor. Gündüzleri ya o pek hareket etmiyor uyuyor ya da ben işe daldığım için pek hissetmiyorum, bilmiyorum.
Yalnız bu hafta pelvis kemiklerimde bir ağrı peydah oldu. Aslında vücudumuz gerçekten çok ilginç ve insan farkettikçe şaşırıyor.
Yalnız bu hafta pelvis kemiklerimde bir ağrı peydah oldu. Aslında vücudumuz gerçekten çok ilginç ve insan farkettikçe şaşırıyor.
Gebelik Günlüğü, 20.Hafta
Bu hafta başında detaylı ultrason taramamız vardı. Doktorumuz kendisi baktı, başka doktora yönlendirmedi. Ben de kendisine güvendiğim için içim rahat bir şekilde kabul ettim. Çünkü zaten ilk muayeneden beri o hafta hangi organların gelişmiş olması gerekiyorsa en ince detayına kadar bakıyordu. Bu hafta da aynı şekilde kalbe, damarlara, beyine ve tüm kemiklere baktı, ölçümlerini aldı ve herşeyin yolunda gittiğini söyledi. Bebişin boyu 21 cm ve ağırlığı 333 gram olmuş. Kafa ve kemik ölçümlerine göre hep 1 hafta filan ilerde çıktı. Biraz önden gidiyoruz yani.
Gebelik Günlüğü, 19.Hafta
Bu hafta Nisan bana pek düşkündü. Üstelik son zamanlarda (hatta gebelikten itibaren diyebilirim, epey olmuş yani) onunla hiç oyun oynamama rağmen. İlk zamanlarımda işten gelip direk yattığımda, midem bulanırken, bir şey yiyemezken hemen yanıma geliyor, “Peloş, hasta mısın?” diye üzüntüyle soruyor ve midemden dolayı yattığımı öğrenince de sarılıp “ama hasta olmaaaa” diyordu. Hiç üstüme gelmedi neden oyun oynamıyorsun benimle diye. Babasıyla zaten cılkını çıkarıyorlar işin :) E bir de bilgisayar ve ipad sağolsun tabii. Bu hafta ise belki de göbeğimin büyümesiyle birlikte daha bir düşkün oldu,
Gebelik Günlüğü, 18.Hafta
Bu hafta yine doktor kontrolümüz vardı. Hala bebişin hareketlerini karnımda hissedemediğim için 2 haftada bir görmeye devam ediyoruz. Bu hafta 19 cm olmuş bizim ufaklık. Ağırlığı da tam 204 gr. Doktor, normale göre daha ilerde gidiyor şimdilik, gelişiminden memnunum, dedi. Böylece de gebelik başından itibaren almış olduğum sadece ve sadece 1 kiloya takılmadı. Şu an itibariyle 50,6 kiloyum (ömrümde bir ilk!). (Gerçi bir ara kilo vermiş olduğum için aslında daha çok almışım ama tabii gebelik başlangıcı sayılıyor.)
Gebelik Günlüğü, 17.Hafta
Bu hafta pazartesi günü şirketimizin zorunlu kıldığı sağlık taramasından geçmek üzere organize sanayinin polikliniğine gittim. Tabii gitmeden önce şirket doktoruna uğradım ve doktor bana hangi testleri yaptırmam gerektiği, hangilerinden gebelikten ötürü muaf olduğumu gösterir bir liste verdi. O listeyle birlikte polikliniğe gittim ve odyometri testine girdim, sol kulağım sağa göre daha az duyuyor! (Hemşire bir şey söylemedi ama ben daha az duyduğumu hissettim). Hemogram yaptırdım, demir oranım 9,7 çıktı. Önceki yaptırdığımda 10,5 çıkmıştı ve doktorum sınırdasın ama bu değer daha da azalacak demişti zaten. Demir hapını almayı 20.haftaya kadar bekletmeyim en iyisi. Bir de tetanos aşısının ilk dozunu yaptırarak sağlık taramamı bitirdim. 1 ay sonra ikinci dozu, ondan 5 ay sonra da üçüncü ve son dozu vurdurmam gerektiğini söylediler. Doktorum ikinci dozdan bahsetti ama üçüncü dozdan bahsetmemişti. Onun zamanı geldiğinde yeni doğum yapmış ve emziriyor olacağım. Vurdurmam ne kadar doğru olur acaba bilmiyorum, bunu nasıl olsa doktorum söyleyecektir. Akciğer röntgeni ve EKG gibi diğer testlere girmedim tabii ki.
Bu hafta beslenmeme daha dikkat ettim. Haftada 2 akşam balık yedim, diğer zamanlarda da mutlaka etli sebze yemekleri. Öğün aralarında yoğurt ve meyve. Biraz da tahin-pekmez. Demir oranım düşük çıkınca Tolga tahin-pekmez almış, dayadı bana :)
Bebişim iyice büyüdüğünden olsa gerek, göbiş de iyice büyüdü. Bu hafta resmi olarak ilk hamile kıyafetimi aldım. Ayarlı beli olan ve hafif bir kot pantolon aldım. Muhtemelen iyice sıcaklar başlayıncaya kadar rahat giyerim. Çünkü şu an belini epey sıkıyorum ancak oluyor. Ama acayip rahat ettim, iyi ki almışım :)
17.hafta doldu ben hala bebişin hareketlerini hissedemedim. Belki 18. haftada hissederim diye heyecanla bekliyorum. 18.haftada doktor kontrolümüz var. Sanırım yine kilo almadım :( Ben güzel beslendiğimi düşünüyorum, o yüzden kilo olayını dert etmiyorum (zaten hiçbir zaman kolay kilo alabilen bir insan olmadım) ama umarım doktor da öyle düşünür. Hala çok enerjik bir havam yok ama önceki haftalardaki kadar da uyuşuk değildim bu hafta. Hatta Perşembe akşamı şirketin eğlencesine bile gittim. Dans bile ettik oğluşumla ve hatta tumba çaldık biraz :) Cumartesi de çarşı gezdim yağmurlu havaya rağmen. Benim için fena aktiviteler değil bunlar. Bakalım 18.haftada nasıl olacağım?
Bu hafta beslenmeme daha dikkat ettim. Haftada 2 akşam balık yedim, diğer zamanlarda da mutlaka etli sebze yemekleri. Öğün aralarında yoğurt ve meyve. Biraz da tahin-pekmez. Demir oranım düşük çıkınca Tolga tahin-pekmez almış, dayadı bana :)
Bebişim iyice büyüdüğünden olsa gerek, göbiş de iyice büyüdü. Bu hafta resmi olarak ilk hamile kıyafetimi aldım. Ayarlı beli olan ve hafif bir kot pantolon aldım. Muhtemelen iyice sıcaklar başlayıncaya kadar rahat giyerim. Çünkü şu an belini epey sıkıyorum ancak oluyor. Ama acayip rahat ettim, iyi ki almışım :)
17.hafta doldu ben hala bebişin hareketlerini hissedemedim. Belki 18. haftada hissederim diye heyecanla bekliyorum. 18.haftada doktor kontrolümüz var. Sanırım yine kilo almadım :( Ben güzel beslendiğimi düşünüyorum, o yüzden kilo olayını dert etmiyorum (zaten hiçbir zaman kolay kilo alabilen bir insan olmadım) ama umarım doktor da öyle düşünür. Hala çok enerjik bir havam yok ama önceki haftalardaki kadar da uyuşuk değildim bu hafta. Hatta Perşembe akşamı şirketin eğlencesine bile gittim. Dans bile ettik oğluşumla ve hatta tumba çaldık biraz :) Cumartesi de çarşı gezdim yağmurlu havaya rağmen. Benim için fena aktiviteler değil bunlar. Bakalım 18.haftada nasıl olacağım?
Gebelik Günlüğü, 16.Hafta
Bu hafta doktor kontrolümüz vardı. Çok şükür yine çok güzel geçti. Herşey yolundaymış. Bebişimiz büyümüş, tam boyu 16 cm, ağırlığı 135 gram olmuş. Doktorumuz 2 hafta önce yapılan ikili testin sonuçlarını detaylıca anlattı ve ikiliye göre nispeten daha az hassas olan üçlü ve dörtlü testler ile yüksek risk içeren amniyosentezi yaptırmaya gerek duymadığını, fakat biz ille de yapılsın dersek riskleri bize ait olmak üzere yapılabileceğini söyledi. Ben de bu kadar titiz bir doktor bile gerek yok diyorsa gerek yoktur diye düşünüp “hayır yaptırmayalım” dedim. Zaten amniyosentez düşük riski taşıyan bir test şekli ve gerçekten gerek görülmedikçe yaptırılması gereksiz riskli. Ablamla da konuştuk, doğru karar verdiğimi vicdanen onaylatmak için ona da soruyorum herşeyi, o da ileriki haftalarda çok detaylı bir ultrason muayenesi daha olacağını, amniyosentezin %98 olasılıkla, bu detaylı ultrasonun da %90 olasılıkla sonuç verdiğini, yani sonuçların birbirine çok yakın olduğu için amniyosenteze gerek olmadığını söyledi. Üçlü ve dörtlü testler ise risksiz ama zaten hassasiyeti ikili teste göre daha azmış. Yani onları yaptırmaya da gerek yok.
Doktorum tetanoz aşısı yaptırmam gerektiğini, demir hapını almayı ise dilersem 20.haftaya kadar erteleyebileceğimi söyledi. Hala ara ara mide bulantılarım olduğu için biraz ertelemeye karar verdim ben de. Tetanoz aşısını ise şirket sorumlusu (iş güvenliği-işçi sağlığı) ile görüştüm ve şirket üstlenecek. Organize sanayinin polikliniğinde yaptıracağım.
Ayrıca göbeğime bir şeyler sürmeye başlamamı söyledi ama ben zaten badem yağını kullanıyorum. Bir de ben bebeğin hareketlerini hissetmeye başlayana kadar 2 haftada 1 görmeye devam edeceğini, hissetmeye başladıktan sonra ise 3-4 haftada 1 sıklığa düşüreceğimizi söyledi.
Pazar günü başlayan ve pazartesi-salı da devam eden, tıkanıklıkla birlikte bir burun akıntım vardı ve sağ gözüm çook akıyordu. Onun dışında kendimi çok iyi hissediyordum. Bunları söyleyince yarım alerji hapını almamı eğer alerji ise geçeceğini, değil ise yarım sabah, yarım akşam olmak üzere günde bir doz thylolhot almamı söyledi. 2 yarım alerji hapından sonra burun ve göz akıntım normale döndü, demek ki alerjiymiş, grip olmadığıma çok sevindim.
Doktorumuzu sevmeye başladım, ilk günlerdeki o sert ve olumsuz yapısı kayboldu, gayet yumuşak ve sevecen davranmaya başladı. Hala riskleri bir bir sıralıyor tabii. E ama o da görevi, ne yapsın?
Bu hafta nihayet 1 kilo almışım, doktordan azar işitmedim :) Fakat hamileliğe başladığım kilodan 1 kilo değil, bir ara kilo vermiştim işte o kilonun üzerine 1 kilo almışım. Yani başlangıç kilomun üzerinde sadece 300 gr eklemişim. Olsun bu da bir şeydir.
2.trimester’a girmiş olmama rağmen o enerjik hal bana henüz uğramadı. Aksine son derece yorgun ve uykulu hissediyorum hala kendimi. Her bulduğum fırsatta uyuyorum. Hafta sonumu evden hiç çıkmadan ve neredeyse sürekli uyuyarak geçirdim. Bakalım önümüzdeki hafta düzelecek miyim?
Doktorum tetanoz aşısı yaptırmam gerektiğini, demir hapını almayı ise dilersem 20.haftaya kadar erteleyebileceğimi söyledi. Hala ara ara mide bulantılarım olduğu için biraz ertelemeye karar verdim ben de. Tetanoz aşısını ise şirket sorumlusu (iş güvenliği-işçi sağlığı) ile görüştüm ve şirket üstlenecek. Organize sanayinin polikliniğinde yaptıracağım.
Ayrıca göbeğime bir şeyler sürmeye başlamamı söyledi ama ben zaten badem yağını kullanıyorum. Bir de ben bebeğin hareketlerini hissetmeye başlayana kadar 2 haftada 1 görmeye devam edeceğini, hissetmeye başladıktan sonra ise 3-4 haftada 1 sıklığa düşüreceğimizi söyledi.
Pazar günü başlayan ve pazartesi-salı da devam eden, tıkanıklıkla birlikte bir burun akıntım vardı ve sağ gözüm çook akıyordu. Onun dışında kendimi çok iyi hissediyordum. Bunları söyleyince yarım alerji hapını almamı eğer alerji ise geçeceğini, değil ise yarım sabah, yarım akşam olmak üzere günde bir doz thylolhot almamı söyledi. 2 yarım alerji hapından sonra burun ve göz akıntım normale döndü, demek ki alerjiymiş, grip olmadığıma çok sevindim.
Doktorumuzu sevmeye başladım, ilk günlerdeki o sert ve olumsuz yapısı kayboldu, gayet yumuşak ve sevecen davranmaya başladı. Hala riskleri bir bir sıralıyor tabii. E ama o da görevi, ne yapsın?
Bu hafta nihayet 1 kilo almışım, doktordan azar işitmedim :) Fakat hamileliğe başladığım kilodan 1 kilo değil, bir ara kilo vermiştim işte o kilonun üzerine 1 kilo almışım. Yani başlangıç kilomun üzerinde sadece 300 gr eklemişim. Olsun bu da bir şeydir.
2.trimester’a girmiş olmama rağmen o enerjik hal bana henüz uğramadı. Aksine son derece yorgun ve uykulu hissediyorum hala kendimi. Her bulduğum fırsatta uyuyorum. Hafta sonumu evden hiç çıkmadan ve neredeyse sürekli uyuyarak geçirdim. Bakalım önümüzdeki hafta düzelecek miyim?
8 Mart 2013 Cuma
Gebelik Günlüğü, 15.Hafta
Bu hafta itibariyle muhtemelen 10 cm’lik boyuta ulaşmış olan mini mini bebişimizi artık fıstıkmış fındıkmış benzetmiyoruz. Artık kendisi nev-i şahsına münhasır bir küçük beyefendi.
Bu hafta, kuzenimiz Güneş’in taa Amerika’lardan kendisi için alınmış olan yazlık çıtçıtlı body’sini kargolamasıyla başladı. Şimdiye kadar oto koltuğu, beşik, park yatak ve son olarak kendime süt pompası bakmaktan öte gitmemiş “internet gezintilerim” böylece bilimum kampanyalı alışveriş sitelerinde bebek kıyafetleri bakmaya yöneldi. Ama kendimi tuttum ve hiçbir şey almadım. Aslında alırdım ama bende şöyle bir özellik var, nedense kendim için de hiçbir zaman internetten alışveriş yapamıyorum. İlla üstümde nasıl durduğunu, kumaşını vs görücem. E şimdi konu hassas bir bebecik olduğu için daha önemli oldu, illa ki dokusunu elleyip kendim görmem lazım, gerçekten pamuklu mu, naylon mu, sert mi, yumuşak mı, yakası rahat mı, lastiği sıkar mı vs. Bir de henüz çok çok ama çok tecrübesiz olduğum için saçma sapan şeyler almaktan korkuyorum. Mesela süper sevimli çoraplar gördüm ama boyut/beden bir şey anlamadığım için yanaşamadım. Ya da yeni doğan bebek üşür mü acaba ilk ay için kısa kollu body mi alsam, yoksa terler mi o da bizim gibi normal bir insan evladı mı olur, kolsuz askılı body’ler mi alsam hiiç bilemedim. Hastane çıkışı diye bir takım setler var çok sevimli şeyler, şapkasıyla eldiveniyle bilmem ne…İnternette blog dünyasının sevgili anneleri “yeni doğan bebeklerin başı üşür mutlaka şapka takın” diyorlar ama ben temmuzun göbeğinde hem de İzmir’de doğacak bir bebek nasıl üşüyebilir hayal edemiyorum mesela. E kolsuz giydirsem, çorapsız filan cıbıl cıbıl dolaştırsam çocuğu acaba üşütürmüyüm diye de bir vicdan sızlaması da olmadı değil. Dolayısıyla bu konuyu da vakti zamanı gelince düşünmek üzere ertelemeye karar verdim. Aslında ertelemek değil yaptığım, gerçek zamanına bırakmak. Ben yapım gereği sabırsızlık edip önden gitmeye çalışıyorum, sonra beceremeyip oturuyorum oturduğum yerde.
Bu hafta itibariyle sanırım geçen haftalarda vermiş olduğum kiloyu geri aldım ama hala ilk hamilelik kilomun üzerine bir tık ekleyemedim. Her zamanki gibi yiyorum. Ekstra bir “iki kişilik yeme” durumum söz konusu değil. Hem hiçbir zaman hayata bakışım o şekilde olmadığı için (hep yaşamak için yiyenlerden oldum, en sevdiğim yemeği bile doyacak kadar yiyebildim, doyduktan sonra zevk için bir lokma dahi fazladan yiyebilmeyi becerememiş birisiyim), hem de az ve sık yeme beni en rahat ettiren formül, çook acıktığımda bile azıcık yiyince hemen doyuyorum ve fazlasını mide almıyor, ve mesajını çok net iletiyor bana, bulanarak! Ben de zorlamıyorum tabii. Böyle olunca kilo da alamıyorum. Doktorumuz mide bulantıların tamamen geçince demir hapına başlayacaksın dedi ama bu sebeple hala başlayamadım. Acele de etmedim çünkü aslında mevcut değerim sınırın içinde. Fakat alt sınıra yakın olduğu için ileriki zamanlarda bebek benim demir depolarımdan çektiği için sınırın altına düşersem diye verdi doktor. Henüz düşmemiştir sınırdan diye tahmin ediyorum. Elevit içmeye devam ediyorum. Kompleks güzel bir vitamin. Ağustos ayında almaya başladığım folik asiti 2 hafta önce bırakmıştım.
Hala yorgunluğum ve uyku isteğim geçmiş değil, hele haftasonları, yani fırsatım varken, sabahları daha geç uyanıyorum ve öğleden sonra mutlaka bir öğle uykusu uyuyorum. Bir süredir geceleri deliksiz uyuyamıyorum yalnız, sürekli uykum bölünüyor. Gecenin 3’ünde 4’ünde uyanıp cin gibi oluyorum, sanki o an kalk işe git deseler gidebileceğim, o denli uykumu almış hissediyorum. Ama tabii, “sabah 6.30’a kadar vaktin var, saçmalama” deyip zorla tekrar uyuyorum. Neyse, alıştırma olacak nasıl olsa bunlar, bölük pörçük uyumaya alışmalıyım.
Cumartesi sabah komik (yoksa traji-komik mi demeliyim?) bir rüya ile uyandım. Rüyamda bebek doğmuş 3 günlük ve ev inanılmaz kalabalık. Hatta öyle ki, Tolga’nın bir arkadaşı bile çocuğuyla birlikte bizde kalıyormuş (ne alakaysa?). Ben uyurken bunlar bir grup insan, Tolga, arkadaşı, hatta sanırım babaanneler filan da, tam hatırlamıyorum şimdi grubu, bebeği de alıp dışarı çıkıyorlar. Bir yerde yemek yiyorlar ve o sırada bebeğin de ağzına 1-2 tane olarak pul biber koyuyorlar. Tabii eve geliyorlar ve bebek çığlık kıyamet ağlıyor. Ben hepsine nasıl çıkışıyorum, nasıl kıyameti koparıyorum, ortalığı resmen birbirine katıyorum, “ 3 günlük bebeğe pul biber verilir miiii, bu nasıl bir manyaklıktııır, hiç mi kafanız çalışmıyooor” diye. Ve de Tolga’nın arkadaşını ve diğerlerini evden kovuyorum. Onlar gidince bebeği alıp bir güzel emziriyorum. Hatta “en son hangisinden vermiştim yaa” diyip hatırlayamayıp her iki göğsümden birden emziriyorum da susuyor yavrucak. Cumartesi günü kızlarla kahvaltıda buluşmuştuk ve bu rüyamı anlatınca hepsi birden “hııı, biz senin nasıl bir anne olacağını anladık, tamam, senin bebeğine yaklaşmayız” dediler :) O kadar manyak bir anne mi olacağım acaba? Ama canım, birisi de bebeğime “aptallık” sonucu zarar vermeye kalkarsa ben ne yapabilirim ki? Elbette o kişiye cehennemi yaşatırım :)
16.haftamızda yine doktor kontrolümüz var. Bakalım yeni haberler ne olacak?...
Bu hafta, kuzenimiz Güneş’in taa Amerika’lardan kendisi için alınmış olan yazlık çıtçıtlı body’sini kargolamasıyla başladı. Şimdiye kadar oto koltuğu, beşik, park yatak ve son olarak kendime süt pompası bakmaktan öte gitmemiş “internet gezintilerim” böylece bilimum kampanyalı alışveriş sitelerinde bebek kıyafetleri bakmaya yöneldi. Ama kendimi tuttum ve hiçbir şey almadım. Aslında alırdım ama bende şöyle bir özellik var, nedense kendim için de hiçbir zaman internetten alışveriş yapamıyorum. İlla üstümde nasıl durduğunu, kumaşını vs görücem. E şimdi konu hassas bir bebecik olduğu için daha önemli oldu, illa ki dokusunu elleyip kendim görmem lazım, gerçekten pamuklu mu, naylon mu, sert mi, yumuşak mı, yakası rahat mı, lastiği sıkar mı vs. Bir de henüz çok çok ama çok tecrübesiz olduğum için saçma sapan şeyler almaktan korkuyorum. Mesela süper sevimli çoraplar gördüm ama boyut/beden bir şey anlamadığım için yanaşamadım. Ya da yeni doğan bebek üşür mü acaba ilk ay için kısa kollu body mi alsam, yoksa terler mi o da bizim gibi normal bir insan evladı mı olur, kolsuz askılı body’ler mi alsam hiiç bilemedim. Hastane çıkışı diye bir takım setler var çok sevimli şeyler, şapkasıyla eldiveniyle bilmem ne…İnternette blog dünyasının sevgili anneleri “yeni doğan bebeklerin başı üşür mutlaka şapka takın” diyorlar ama ben temmuzun göbeğinde hem de İzmir’de doğacak bir bebek nasıl üşüyebilir hayal edemiyorum mesela. E kolsuz giydirsem, çorapsız filan cıbıl cıbıl dolaştırsam çocuğu acaba üşütürmüyüm diye de bir vicdan sızlaması da olmadı değil. Dolayısıyla bu konuyu da vakti zamanı gelince düşünmek üzere ertelemeye karar verdim. Aslında ertelemek değil yaptığım, gerçek zamanına bırakmak. Ben yapım gereği sabırsızlık edip önden gitmeye çalışıyorum, sonra beceremeyip oturuyorum oturduğum yerde.
Bu hafta itibariyle sanırım geçen haftalarda vermiş olduğum kiloyu geri aldım ama hala ilk hamilelik kilomun üzerine bir tık ekleyemedim. Her zamanki gibi yiyorum. Ekstra bir “iki kişilik yeme” durumum söz konusu değil. Hem hiçbir zaman hayata bakışım o şekilde olmadığı için (hep yaşamak için yiyenlerden oldum, en sevdiğim yemeği bile doyacak kadar yiyebildim, doyduktan sonra zevk için bir lokma dahi fazladan yiyebilmeyi becerememiş birisiyim), hem de az ve sık yeme beni en rahat ettiren formül, çook acıktığımda bile azıcık yiyince hemen doyuyorum ve fazlasını mide almıyor, ve mesajını çok net iletiyor bana, bulanarak! Ben de zorlamıyorum tabii. Böyle olunca kilo da alamıyorum. Doktorumuz mide bulantıların tamamen geçince demir hapına başlayacaksın dedi ama bu sebeple hala başlayamadım. Acele de etmedim çünkü aslında mevcut değerim sınırın içinde. Fakat alt sınıra yakın olduğu için ileriki zamanlarda bebek benim demir depolarımdan çektiği için sınırın altına düşersem diye verdi doktor. Henüz düşmemiştir sınırdan diye tahmin ediyorum. Elevit içmeye devam ediyorum. Kompleks güzel bir vitamin. Ağustos ayında almaya başladığım folik asiti 2 hafta önce bırakmıştım.
Hala yorgunluğum ve uyku isteğim geçmiş değil, hele haftasonları, yani fırsatım varken, sabahları daha geç uyanıyorum ve öğleden sonra mutlaka bir öğle uykusu uyuyorum. Bir süredir geceleri deliksiz uyuyamıyorum yalnız, sürekli uykum bölünüyor. Gecenin 3’ünde 4’ünde uyanıp cin gibi oluyorum, sanki o an kalk işe git deseler gidebileceğim, o denli uykumu almış hissediyorum. Ama tabii, “sabah 6.30’a kadar vaktin var, saçmalama” deyip zorla tekrar uyuyorum. Neyse, alıştırma olacak nasıl olsa bunlar, bölük pörçük uyumaya alışmalıyım.
Cumartesi sabah komik (yoksa traji-komik mi demeliyim?) bir rüya ile uyandım. Rüyamda bebek doğmuş 3 günlük ve ev inanılmaz kalabalık. Hatta öyle ki, Tolga’nın bir arkadaşı bile çocuğuyla birlikte bizde kalıyormuş (ne alakaysa?). Ben uyurken bunlar bir grup insan, Tolga, arkadaşı, hatta sanırım babaanneler filan da, tam hatırlamıyorum şimdi grubu, bebeği de alıp dışarı çıkıyorlar. Bir yerde yemek yiyorlar ve o sırada bebeğin de ağzına 1-2 tane olarak pul biber koyuyorlar. Tabii eve geliyorlar ve bebek çığlık kıyamet ağlıyor. Ben hepsine nasıl çıkışıyorum, nasıl kıyameti koparıyorum, ortalığı resmen birbirine katıyorum, “ 3 günlük bebeğe pul biber verilir miiii, bu nasıl bir manyaklıktııır, hiç mi kafanız çalışmıyooor” diye. Ve de Tolga’nın arkadaşını ve diğerlerini evden kovuyorum. Onlar gidince bebeği alıp bir güzel emziriyorum. Hatta “en son hangisinden vermiştim yaa” diyip hatırlayamayıp her iki göğsümden birden emziriyorum da susuyor yavrucak. Cumartesi günü kızlarla kahvaltıda buluşmuştuk ve bu rüyamı anlatınca hepsi birden “hııı, biz senin nasıl bir anne olacağını anladık, tamam, senin bebeğine yaklaşmayız” dediler :) O kadar manyak bir anne mi olacağım acaba? Ama canım, birisi de bebeğime “aptallık” sonucu zarar vermeye kalkarsa ben ne yapabilirim ki? Elbette o kişiye cehennemi yaşatırım :)
16.haftamızda yine doktor kontrolümüz var. Bakalım yeni haberler ne olacak?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)