19 Kasım 2013 Salı

Kardeş Kıskançlığı

Ege'nin ablasıyla arasında 9,5 yaş var. Neredeyse 10 yaş yani. Pek çok kişi, 10 yıl epey büyük bir fark, kıskançlık yaşanmaz diyecektir. Ama durum öyle değil. En azından bizim evde öyle değil.

 
Aslında Nisan problem yaratan bir çocuk değil. Bu yaşına kadar anne babasının tek çocuğu olmakla kalmamış, hem anne hem de baba tarafında tek torun olmuş. E haliyle bir prenses edasıyla büyütülmüş. Bu çok normal. Biz evlendiğimizden beri, onu bir kardeşi olması fikrine alıştırmaya çalıştık. Annesinin, babasının ve benim kardeşimizin olduğunu ve bundan ne kadar da memnun olduğumuzu anlattık ona. Kardeşli çok arkadaşı da yoktu o sıralar. Sonra benim bir arkadaşımla ailecek görüşmeye başladık ve onun kızı ile aynı okula gittiklerini öğrenince çok güzel arkadaş oldular. Kızçenin bir de küçük erkek kardeşi var ve inanılmaz şekilde dünyanın en uslu en problemsiz en sessiz ve uyumlu erkek çocuğu sanırım o çocuktur. Dolayısıyla, bir kardeşin nasıl olduğunu (en güzelinden hem de) görmüş oldu Nisan. (Çocuk o kadar uslu ki, normal bir erkek kardeşin, ablasına ve arkadaşına saldırıp onların oyunlarını bozması beklenirken, kızlar çocukcağızın kendi kendine sessizce -ve kızların odasında bile değil, bizim yanımızda salonda- oynadığı oyununu bozup elinden oyuncaklarını aldılar da çocuk bir ses bile çıkarmadı). Ondan sonra kardeşli olmanın iyi olduğuna daha da inandı, çünkü biz ne kadar anlatsak da bir akranından durumu görmesi daha etkili oluyor.
 
Sonra bir kuzeni olacağını öğrendi, teyzesi hamileydi. Ondan hemen sonra da kardeşi olacağını öğrendik. Allahtan kardeşinden önce bir bebek görecekti ve bu ilk bebek biraz daha uzak olacaktı: En azından sadece tek torun olma tahtından indirecekti onu. Kardeşliğe yumuşak geçiş :) Ben hiç bir şey demeden (annesi ve teyzelerinden öğrendiği için) "kardeşime dokunmadan önce ellerimi yıkamalıyım" diyor mesela, ben söylesem sorun olabilirdi çünkü başka şekilde ellerini yıkatamıyorum, nefret ediyor el yıkamaktan. Ya da kucağına almadan önce "ben oturayım, sen ver kucağıma" diyor. Bunlar benim açımdan hoş şeyler. Kardeşiyle ilgili torun olmayı paylaşma kısmını pek yaşamadı, babaannemizi kaybettiğimiz için...Yani kardeşiyle paylaştığı tek şey, babası!
 
Eşimle bu konuyu hamileyken konuşmuştuk. Nisan'a eskisi gibi bolca ilgi gösterme işi onun, hatta belki biraz daha fazla, çünkü benim gösterdiğim ilgiyi de doğumdan sonra onun göstermesi gerekecekti. Ben ise ufaklıkla ilgilenecektim. Nitekim öyle oldu. Ben vaktimin hemen hemen tamamını Ege'ye ayırıyorum doğal olarak, kalan azında da ya uyuyorum ya da kendimle ilgili başka bir şey yapıyorum (hayati fonksiyonlar yemek, duş vs). Eşim ise kızıyla vakit geçiriyor. Ege'yle ilgilenirken de birlikte ilgileniyorlar, ona oyunlar oynatıyorlar, şarkılar söylüyorlar filan. Yani fena gitmiyor aslında kıskanmama olayı. Ya da biz öyle zannediyoruz(!)
 
Ege'nin park yatağını doğumdan birkaç gün önce kurmuştuk. Nisan eve gelip de yatağı görünce tabii ki kıskandı. Biz ortada yokken içine girmeye çalışıyordu ki, tam o sırada ben odaya girdim. Bu yatağın onun kadar büyük (143 cm boy ve 30 kg) bir ablaya göre olmadığını, en fazla 18 kg'a kadar olan bebeklere göre olduğunu, onu taşımayacağını, yatağı kırmamamız gerektiğini çünkü kardeşinin doğunca yatacak başka yeri olmadığını tatlı bir dille anlattım (ya da anlattığımı sandım!). Anladı, tamam dedi. Zaten 9,5 yaşında, anlamasını bekliyoruz öyle değil mi? Koca çocuk yani. Ama odadan her çıkışımızda yatağa çıkmaya çalıştı, her seferinde tesadüfen odaya biri girdiği için vazgeçti. En sonunda onu yatağa yatmaya çalışırken babası yakaladı ve kucağına alıp onu yavaşça yatağın üzerine bıraktı ve bir dakika sonra hemen geri aldı. Sonra onun ne kadar da büyümüş olduğunu ve onunla gurur duyduğunu filan söyledi. Nisan hevesini almıştı ve artık yatağa yatmaya çalışmayacaktı. Bir dahaki hareketine kadar!
 
Ege'nin kıyafetlerini yıkamış, ütülemiş yerleştirmiştim. Bir akşam babası heveslensin diye bu kıyafetleri ona da göstermek istedi. Hep birlikte baktık, tek tek küçücük kıyafetleri açtık "ne kadar sevimliiii" nidalarıyla katlayıp tekrar yerlerine koyduk. Sonra bir de baktım, Nisan kıyafetleri giymeye çalışıyor! 0-3 ay kıyafetlerin nasıl da el kadar olduğunu bilirsiniz, 9,5 yaşında 30 kg ve 143 cm boyunda bir çocuğu da gözünüzde canlandırabilirsiniz. Kıyafetin bozulmaması için ancak ellerinin girebileceği boyuttaki tuluma kolunu komple geçirmeyi başarmış, sırt kısmından çekiştirerek diğer kolunu da sokmaya çalışıyordu. Neyse ki pek de sevmediğim bir kıyafetti, bir şey demedim. Sadece "sana ne kadar da küçük geliyor dimi", diye gülerek eğlendik. Sonunda çıkardı.
 
Ondan sonra ilk zamanlarda bir daha kıskançlık belirtisi göstermedi. Gerçi ben de dahil herkes bunun için ciddi çaba sarfettik. Ama her ne olduysa yakın zamana kadar iyi giden kıskanmama, kıskanmaya dönüştü. Ege'ye bir şey yapmıyor, huysuzluk da çıkarmıyor. Sadece bebeğin her eşyasını kullanmaya kalkıyor. Bugünlerde iyice abarttı.
 
Arabada kendi oto koltuğuna asla oturmayan çocuk (en sonunda kullanılmadığı için nereye kaldırdığımızı bile unuttum), Ege'nin arabada yer lazım olduğunda babası eve çıkardığı için antrede bekleyen oto koltuğuna gelip gidip oturmaya başladı (ki onun da 18 kg'a kadar olduğunu söylememe bilmem gerek var mı). Önce bir şey demedim, sonra yine ona ne kadar da fazlaca küçük geldiğini söyledim, yine gülüştük. Oto koltuğuna oturmaktan vazgeçti. Arabada oynaması için sallanan titreyen bir oyuncağı var Ege'nin, onu alıp onunla oynuyor koskoca çocuk, ve onu çok sevdiğini en sevdiği oyuncağının o olduğunu filan söylemeye başladı. Hatta "bu benim olsun" bile dedi. Babası da tamam dedi. Ben de "ama burda dursun, annene götürme çünkü Ege'nin başka oyuncağı yok ve onunla oynamayı çok seviyor" dedim, tamam dedi. Bu arada, o oyuncakla hala oynuyor. Oyun halısı aldık Ege'ye, Ege'den daha çok ablası yatıyor üzerinde, ayaklarını kıvırıp içine sığmaya çalışıyor. Üzerine asılı oyuncaklarıyla oynuyor. Şu sıralar en çok söylediği şey, "ben yine bebek olmak istiyorum". Babası hemen "sen zaten benim bebeğimsin" diyor her seferinde. O da her seferinde "ama ben gerçekten bebek olmak istiyorum" diyor, gülerek. Ben de "ayyy, altını da biz mi temizliycez yaniii, uzun boylu olduğun için biraz zor olacak" filan gibi şeyler söylüyorum, daha çok gülüyor. Her seferinde başka bir espri ve gülüşme. Ama her seferinde yine aynı söz: Ben bebek olmak istiyorum!
 
Bu akşam en son olarak, Ege'nin kullanmadığı tek bir şeyi kalmıştı ki, onu da kullandı: banyo kovası. Bebeğe onun yanında her banyo yaptırışımızda "yaa ne güzel ben de böyle yıkanmak istiyorum" ya da "yaa ne güzel su sıcacık" ya da "Ege ne rahat oh ne güzel banyo" filan gibi şeyler söylüyordu. Halbuki kendisi banyo yapmayı hiç sevmez, her seferinde sorun çıkarıyor, daha doğrusu yazın tatilde bizimle birlikteyken öyleydi. Deniz sonrası babası yıkarken ben saçlarıyla uğraşırken hep memnuniyetsiz. Kendi kendine de yıkanamıyor. Ama şimdi nedense Ege'nin banyosu kıymetli oldu. Bebeğe ona özel bir su kovası ve maşrapayla yıkıyoruz. Bu akşam ellerini temiz suyun içinde yıkamak istedi, "Ege'ye kirli su dökemeyiz" diye izin vermedim ama "Ege'nin banyosu bitince yıkayabilirsin ellerini" dedim ve kovanın dibinde biraz su bıraktım. Dakikalarca o kovanın dibinde kalan suyla oynadı.
 
Bu iş tehlikeli bir hal alacak mı bilmiyorum. Kıskançlık dozu gittikçe artıyor gibime geliyor. Ne yapacağım onu da bilmiyorum. Aslında yine de fena idare etmediğimizi düşünüyorum ama daha kadar dikkatli olunabilir, ne yapılabilir bilmiyorum. Sanki maksimumu yapıyormuşuz gibi geliyor bana...
 
Şimdilik durumumuz böyle, bakalım, Ege'nin oyuncakları arttığında, ona özel mobilyalarla dolu bir odası olduğunda durum nasıl olacak? Hiç sofraya oturup da yemek yemeyen çocuk, acaba Ege'nin mama sandalyesine de oturmaya çalışacak mı? Muhtemelen evet...Neyse, daha yüksek dozlu şeyler yapmasın da... En fenası, kardeşine zarar vermeye çalışmasın da... Gerisini bir şekilde idare ederiz sanıyorum...
 

8 yorum:

  1. Selam yine ben... Bebeğin kıyafetlerini giymeye çalışmasına çok güldüm. Aslında çok güzel ve tatlı bir şekilde idare ediyorsunuz gibi bu durumu ama bu konuda geçenlerde okuduğum makaleleri paylaşayım istedim. Yaptığınız çoğu şeyi onlar da öneriyorlar. Belki ekstra birşeyler bulabilirsin. Geçen günkü resimde çok büyümüş gördüm Ege'yi, maşallah..
    http://www.cocukgelisimi.com/kardesler-arasi-kiskanclik--neden-olusur-ve-nasil-onlenir
    http://www.cocukgelisimi.com/bebek-eve-geldikten-sonra-kardesler-arasi-kiskancligi-onlemek-icin-neler-yapabilirsiniz
    http://www.cocukgelisimi.com/cocuklar-arasinda-kiskancligi-onlemenin-10-temel-kurali

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler helin. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tek tesellim, muhtemelen çok kısa bir zaman sonra(2-3 yıla kadar) Nisan'ın ergenliğe girecek olması. O zaman zaten umrunda olmayacak, genç kızların ilgi alanları kıyafet, erkek arkadaş, kız arkadaş grupları filan...Gerçi o zaman da Ege ablasını kıskanmaya başlayacak :) Bizim evden kıskançlık pek eksik olmayacak gibi görünüyor :)

      Sil
  2. Aaa ben Ege'yi ilk çocuk zannediyordum. Büyüdükçe daha kolay kabullenir diyorsun ama bazen süprizler çıkabiliyor değil mi? Gayet normal ama bazen biz bile olgunlukla karşılayamayabiliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ege benim ilk ve tek çocuğum. Ama babasının ilk evliliğinden bir ablası var. Benimki sadece bir umut, tabii ilerde kıskançlık dozu artabilir. Ama umarım artmaz :)

      Sil
  3. Merhaba... Benimde eşimin ilk evliliğinden kızı var 7 yaşında. Benim kızımda şuan iki yaşında siziz yazdıkşarınızı okurken o günler geldi aklıma. O da aynı hareketleri yapıyordu ama daha miniminize ederek. Daha çok yatdımlarını hatırlıyorum. Hadi alt değiştirmeme yardım et hadi bskalım tahmin et çiş mi kaka mı yapmış diyerek hep ablasının ona ihtiyacı varmış gibi davrandık amazun süre kardeşi hiç yokmuş gibi davranmayı seçti sonra onlarda geçti şimdi arada kıskançlık az da olsa var ama gayet iyi anlaşıyorlar. Küçük kızım abba abba diye sayıklıyor gelmesini dört gözle bekliyor. Darısı sizin başınıza

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldiniz bloguma. Bizde de bu anlattıklarım haricinde pek bişey olmuyor neyseki. Yaşının nispeten büyük olmasına bağlıyorum. 3-4 yaşında olsaydı kesin daha çok kıskançlık olurdu. Bizde de oğluşum ablasını görür görmez gülmeye başlıyor. "En çok ablasını seviyor, o yüzden en çok sana gülüyor" diyoruz, hoşuna gidiyor tabii. İlk başlarda alt değiştirmeye filan yardıma çağırıyordum ben de, geliyordu. Şimdi sıkıldı "pis kokuyor" diyip gelmek istemiyor, ben de ısrar etmiyorum. Sadece oyun oynatıyor, şarkı söylüyor filan. Biraz daha büyüyünce daha çok iletişimleri olacak elbette. Herşey daha da güzel olacak inşallah :)

      Sil
    2. Zamanla alışacaklardır ama her zaman azda olsa kıskançlık oluyor ben hala abimi annemden kıskanırım. Abim onun ilk göz ağrısı diye:))

      Sil
    3. Hahaaa o da süpermiş :) Ablamla benim de aramızda 7,5 yaş var, o beni kıskanmamış ben onu kıskanmışım. Kitaplarını filan yırtarmışım hep. Oluyor öyle şeyler :)

      Sil