10 Nisan 2014 Perşembe

Bebeğime Mektup 3 - Güzel Bebeğim

Canımın içi! Günler öyle hızla akıp geçiyor ki. Günün telaşına kapılıp, hızlıca yaşayıp tüketiyoruz her şeyi. Sen çok hızlı büyüyorsun oğlum. Mini minnacıktın, şimdi kocaman bir bebekmişsin gibi geliyor. Oysa hâlâ küçücüksün. Bunu önümüzdeki günlerde, yıllarda daha iyi anlayacağıma eminim.

Bu bloga, yaptığın her şeyi yazayım da, sen büyüyünce unutmayım diye yazmaya başladım. Zamanla bazen de kendi içimi döktüğüm bir yer oldu. Kimi zaman anneliğimle ilgili yazdım, kimi zaman anne olduktan sonra değişen/gelişen algım, duyarlılığım sebebiyle başka anneler veya bebeklerle ilgili yazdım. Ama temelinde aslında hep sen vardın oğlum. Hayatımın temelinde artık hep sen varsın. İyi ki varsın!

Öyle çok şey yapıyorsun ki aslında, yazmam lazım. Ama günler geçtikçe yaptıkların gözümüze normal görünüyor oysa her biri büyük bir adım senin için, büyük başarı.

Genel olarak sakin bir yapın var diyebilirim. Çok huysuz bir bebek değilsin. Güleçsin, tanı-tanıma, seni seven herkese gülersin. Gerçekten çok canın acımadıkça ağlamazsın, öyle mızmız değilsin. Hatta aşı yapıldığında bile çok yakıcı bir ilaç değilse ağlamadığın olmuştur. Bu özelliğini seviyorum çünkü gerçekten canın acıdı mı acımadı mı anlamış oluyorum, ona göre panik oluyor veya olmuyorum.

Yaramaz bir bebek değilsin. Ama çok çok hareketli olduğunu söyleyebilirim. Kıpır kıpırsın, hiç durmuyorsun yerinde. Kollarının altından tutup havaya kaldırdığımızda, ayaklarını bacaklarını, sanki bisiklet sürer gibi öyle hızlı çeviriyorsun ki, gülmekten kendimizi alamıyoruz. Çok tatlı oluyorsun böyle zamanlarda. Aynı çizgi filmlerdeki havada koşan ama ilerleyemeyen tipler gibi! Bu hareketi yaptığında seni yere tutarsak koşuyor gibi görünüyorsun, ve sanırım sahiden koştuğunu sanıyorsun, çünkü buna bayılıyorsun. Çok şey başarmış gibi bir gurur ve keyif ifadesi oluyor yüzünde öyle zamanlarda. Biz de sana bayılıyoruz!

Seni akşamları uyutmadan önce emzirirken, bazen saçlarını okşamaya çalışıyorum ama her seferinde (çok uykulu bile olsan) hemen elinle elimi tutup sert bir şekilde aşağı indiriyorsun. Oysa ilk zamanlarda saçlarını okşamamı çok sever, o şekilde mayışırdın uyku öncesi. O yumuşacık saçlarını okşamaya bayılıyorum. Seni saçlarından öpmeye de bayılıyorum. Gerçi ben seni her yerinden kokulu kokulu öpmeye bayılıyorum, seni koklamaya, içime çekmeye doyamıyorum!
 
 


Yemek yemeye heveslisin ama son günlerde yemeyi pek sevmiyor gibisin. Yani bizim yediğimiz her şeye sulanıyorsun, elimizden almaya ağzına götürmeye çalışıyorsun. Ama kendi yemeklerin için ağzını zar zor açıyorsun. Sana faaliyet önlüğü denilen komple giyilen şu önlüklerden aldım ki, yemeklerini istediğin gibi yiyebil üstün kirlenme derdin olmadan diye. Sen de bunu sonuna kadar değerlendiriyorsun, bazen saçların bile yemek oluyor! Olsun öyle de çok sevimli oluyorsun :) Ama kahvaltı başka! Kahvaltıyı her zaman çok severek yiyorsun, bana çekmişsin :)
 
 
Haa bu arada, aslında bulduğun her şeyi ama herşeyi ağzına götürüp tadına baktığını da söylemeden geçmeyim :) Buna tencereler ve kapakları da dahil!
 
Canım oğlum! İyi ki geldin hayatıma! Hep sağlıklı, mutlu, sevgi dolu güzel günlerimiz olsun inşallah! Amin.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder