28 Ağustos 2014 Perşembe

Çalışan anne sendromu...

Yine coştu sendromum bu sıralar. Sürekli beynimi kurcalıyor... Çalışmam iyi mi kötü mü? Çalışmasam daha mutlu olur muyum? Çalışmama gibi bir ihtimalim olabilir mi? Dışarda çalışmasam evden çalışabilir miyim?

Mühendisim. Hiç sevmiyorum mesleğimi. Sırf matematiğim iyi diye lisede MF bölümünü seçtim-seçmek zorunda bırakıldım, öğretmenlerim ve annem tarafından (Günün Çorbası'na selam olsun!). Ha zaten şu an mühendislik de yapmıyorum o ayrı. Fabrikada çalışıyorum, ama üretimin içinde değil. Masa başında, bilgisayar karşısında, doktorun "meslek hastalığı" dediği sırt ve omuz ağrılarına maruz kalarak, sayılarla uğraşıyorum. İnsanlara bir şey verebileceğim, daha anlamlı bir işim olsaydı, yine böyle sendromlarım olur muydu bilmiyorum. İşte bugünlerde o yüzden kafam karışık biraz.
 
Sosyal medyada habire, takipçisi çok diyebileceğimiz bazı anneler tarafından, diğer annelere "çocuklarına evde kendi bakan anne" olmanın dayatılmaya çalışılması, alt mesajlarla bunun bilinçaltına işlenmeye çalışılması neyin kafasıdır bilemiyorum. Ben zaten kendi kafamda bunun sorgulamasını yaparken, hiç kimsenin böyle kişiye özel konularda ahkam keserek benim canımı acıtmaya hakkı yok. Başbakanın da yok. Hatta şimdi cumhurbaşkanının da yok. O makamların bile buna hakkı yokken, kendini takipçi sayısının çokluğuna göre değerli gören uzmanımsıların hiç hakkı yok!
 
Bu çok kişiye özel bir mesele çünkü. Ne kadar anne varsa dünyada, o kadar farklı karar noktası var, o kadar farklı durum ve o kadar farklı fikir var, his var. Herkesin hayat şartları, maddi durumu, gelecek planlaması, yatırımı, ona göre istekleri, düşünceleri ayrı ayrı. Birbiriyle tamamen aynı durumda olan 2 farklı anne bile, sırf istekleri ve hisleri dolayısıyla farklı kararlar verebilir. Ve bu kararların ikisi de doğru karardır. Çünkü bu karar annenin (ve dolayısıyla babanın) kararıdır ve her ne ise doğrudur. Bunu eleştirmek kimsenin haddi değildir.
 
Çalışan anne olmak çok zor. Evdeki annenin de işi zor kesinlikle. Anne olmak zaten başlı başına çok zor bir meslek. Üstelik sadece Türkiye'de böyle falan da değil, bütün dünyada böyle bu. Kadın olmak, hayatın sorumluluğunun büyük bir çoğunluğu üzerinizde demek iken, üstüne bir de annelik ekleniyor, o yüzden 2 katı 3 katı zorlaşıyor işler. Annelik hisleri ve hormonları sebebiyle sanırım, erkeklerde olmayan sabrımız, fedakarlığımız, dirayetimiz, azmimiz, bu kadar yorulmamıza sebep oluyor. Babalar da çocukları için en iyiyi isterler ama onlar çoğunlukla sadece "ister". Anneler bunun için bişeyler yaparlar.

Çalışmamın şu sebeplerle gerektiğini düşünüyorum:
  • Mevcut yaşantımızın daha rahat geçmesi, canımızın istediğini, çocuğumuzun istediğini alabilmek, tatillere gidebilmek
  • Ege'nin eğitimi ve gelecekteki hayatı için birikim yapabilmek
  • Etraftan, en önemlisi de eşimden "evde boş boş oturan kadın" muamelesi görmek istememem (Denmese bile iması yeter sinirimi bozmaya, çünkü evdeki anneler bilirler ki, bir dakika bile boş vakitleri olmaz, ama hep boş oturup dizi izledikleri sanılır!)
  • Üretken ve işe yarar bir birey olduğumu hissetmek istemem
  • Ege okula başladıktan sonra canımın sıkılması
  • Ev işlerini sevmemem ve yemek yapmak hariç hiçbir işi yapmak istememem :)
Çalışmamayı ise şu sebeplerle istiyorum:
  • Ege'ye kendim bakmak. Yemeğini kendim yedirmek, ilk adımlarını, ilk sözlerini benim görmek istemem, sanat ve spor aktivitelerini birlikte yapmak istemem, bütün gün onunla gülmek istemem, canım her ama her istediğinde onu öpmek ona sarılmak istemem
  • İş saatlerimin çoook uzun olması dolayısıyla hafta içi Ege'yi çok az görebiliyor olmam (Sabah 7'de evden çıkıp akşam 18.30'da gelebilmek çok fena. Hiç değilse evden 9'da çıksam ve 4-5 gibi gelebiliyor olsam belki çalışmak bu kadar itici gelmeyebilirdi bana)
  • İş yerimin çoook uzakta olması. Gözüm arkada kalıyor, aklım evde. Gerektiği durumlarda veya sadece özlediğimde 10 dakikada evde olabilmek, Ege'yi bir görüp sonra tekrar 10 dakikada işyerinde olabilmek güzel olurdu. Tamam 15 dk yapsak da olur.
  • İşim çok sıkıcı. Daha eğlenceli bir işim olsaydı, belki bu kadar kara düşüncelere dalmayabilirdim, bilmiyorum.
  • Ege'nin uyuduğu/okulda olduğu ve evde işlerin bittiği fırsatlarda daha çok daha çok yazı yazabilmek, kitap okumak, sinemaya gitmek, yaşadığım şehrin inceliklerini, gizli değerlerini keşfetmek gezmek, hayatı kaçırmamak
İşte bu sebeplerden aklım karışık. Kendimi "zorunluyum" diyerek kandırıyorum çoğu zaman. Ama çoğu zaman da "evden çalışıp para kazanabilmenin yolları"nı ararken buluyorum. Sürekli fikirler üretmeye çabalıyorum. Bir yandan da bize "çalışmaktan başka değerin yok, kendi ayaklarının üstünde duracaksın" diye aşılamış memur bir ailenin çocuğu olduğum için dışarda çalışmıyor olmayı kaldıramam gibi geliyor. Memur ana-babanın çocuğu olmak bir de şunu işletiyor insanın kanına sanırım, garantici oluyorsunuz hayatta. O yüzden hem annesi hem babası memur olan çoğu kişinin ticarete atılmak yerine maaşlı iş seçmesi bundan galiba.
 
Neyse, henüz bir karar verebilmiş değilim. Şimdilik çalışıyorum. Ama bu kararsızlık, bu vicdan azabı, bu sıkılmalarım ne zaman biter hiç bilmiyorum. Off çok zor, çok...

8 yorum:

  1. Adaş aynı ikilemleri birçok çalışan anne yaşıyor ama bi de hayatın gercekleri var.. Yarın öbür gün bi şekilde Allah korusun kocamız ya da ailelerimiz bizimle olmazsa nolck?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya işte tabii, onu diyorum ya ben de, hem dededen nineden kalan bir tarla arazi bir şeyimiz var, hem de garanticiyiz biz. Anlık bir işsizlik bir aksilik durumunda bizi birkaç ay idare edecek kendi paramız olsun bir kenarda isteriz :)

      Sil
  2. ne desem ki..o kadar haklısın ki.. öğretmenler bu açıdan çok şanslı, yarım gün çalıştıkları için. ben de şu an ücretsiz izindeyim ama döndüğümde elif muhtemeldir ki kreşe gidecek ve sabah 8 akşam 6 görüşemeyeceğiz..
    maddiyat kısmı insanın elini kolunu bağlıyor sahiden.
    Umarım hem sevdiğin hem de Ege'yle birlikte olabildiğin harika bir işin olur hem de bol kazançlı&bereketli :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahhh ah Esra yarama parmak bastın! Annem çok söyledi zamanında öğretmen ol diye de, eşşek kafam dinlemedim onu!
      Duan için de: amiiiinnn!

      Sil
  3. Acaba evden çalışabileceğin ya da esnek saatleri olan bir sisteme geçme şansın olur mu? Bir araştırsan? Bu ikilem çok sık dile geliyor bloğunda, iş değişikliği zordur ama belki bir kapı açılır, bir araştır be Pelin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Ceren'cm öyle yapmaya çalışıyorum. Yapıcam elbet bir gün, kafamda öyle birşey var sonuçta. Ne olacağını nasıl olacağını henüz bilmiyorum ama yapıcam bir gün inşallah.

      Sil
  4. Memur bir ailenin mühendis bir çocuğu olarak içime kodlanmış sanki, çalışmıyor olsam-sebebi ne olursa olsun-ana-baba emeğine ihanet edecekmişim gibi hissediyorum :( özel sektör de çok nankör, uzun süre ücretsiz izin alamazsınız, hem izin verilmez hem de diyelim ki milyonda bir izin verildi kariyeri atın çöpe. Emekliliğe kadar aynı düzeyde artık monoton memur gibi yaşar gidersiniz. biz zavallı yurdum mühendisleri, bordrolu çalışanlar, ülkenin kuruşu kururşuna vergi veren en dürüst insanları, sistemin köleleri... çalışmak zorundayız, evlatlarımızın geleceği için, çalışmak zorundayız ana-babamızın hakkı için... açıkcası imkanım olsa, bu kadar duygusal yaklaşmasam bu konuya sanırım en azından 3 yıl kendim bakmak isterdim kızlarıma. sonrasında kendi işimi kurup gerektiğinde kızlarım önceliğim olacak şekilde hayatımın kontrolü kendimde olsun isterdim. İşte biz buna malesef ZENGİN KOCA diyoruz :) :) :) zamnında kaçmış bir tren de denebilir...Napalım, sağlık olsun... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hah işte aynıyız be Gülin'cim! :) Valla geçmiş o tren maalesef. Gerçi bilmiyorum ki, zengin koca iyi mi kötü mü ;)

      Sil