6 Mayıs 2015 Çarşamba

Günlük koşuşturmalar

Epeydir yazamıyorum. Önce biliyorsunuz, göbekdaş arkadaşlarımla buluşmaya Gaziantep'e gittik Ege'yle. Sonra dönüşte valiz boşalt dinlenmeye çalış derken Ege hasta oldu. Ee bebeliğin şanındandır, bir yere gezmeye gidildi mi ille dönüşünde hasta olurlar. Epey yüksek ateş 3 gün sürdü, sonra da öksürük, burun akıntısı tıkanıklığı zor nefes alma derken bana bulaştırdı. Aynen ben de ateşlendim ve öksürük tıksırık, ana-oğul serildik kaldık. Neyse ki Ege'nin doktoru antibiyotik vermedi, gerek yok dedi. İlaç sevmeyen bir doktorumuz var.

Ege normalde pek kucakta durmayı sevmez, yere insin kendi koşsun ister. O yüzden bebekken iyi ki boool bol kucağıma almışım, her ağladığında her istediğinde hemen kucaklamışım diyorum. Şimdilerde öyle olmasa da hastayken tabii ki kucakçı bir bebek oluyor. Hasta olması elbette beni kahrediyor ama açıkçası, sürekli kucağımda olması, başını boynuma gömmesi, sıkıca bana sarılması da hoşuma gitmiyor değil. Özlemişim kucağımda dolaştırmayı. Epeydir sling'le de taşıyamıyorum, fazlaca minyon biri olduğumdan Ege'yi taşımakta çok zorlanıyorum, o yüzden artık hep pusetle çıkıyoruz. E dolayısıyla hastalık zamanının en sevdiğim şeyi bu sarılmalar, kucaklamalar :)

Gaziantep macerasını detaylıca anlatacağım. Tabii ki sadece Ege ve benim açımdan. Çünkü daha da detaylısı ve güzeli, bizi tanıştıran ilk kişi olan Blogcu Anne'nin sitesinde yayınlanacak sanırım, bir aksilik olmazsa. 

Bir güzel haber bizim açımızdan, Ege son bir haftadır kahvaltısını katı şekilde yiyor, yaşasın! Yuh kahvaltıyı bile mi diyeceksiniz, evet efendim vallahi öyle, kahvaltıyı bile sütle ıslatıyorduk ancak öyle yiyordu beyefendi. Baktım, hastalık zamanında zaten huy değiştiriyor, zaten her zamankinden az yiyor, eh bir de doktor da kilosunun yaşıtlarından ileri olduğunu söyleyince, birkaç gün az yese birşey olmaz diye düşünüp başladım normal kahvaltı şeklinde katı yedirmeye. Elbette eskisinin yarısı kadar falan yiyor ama olsun. Bakalım, alışınca yavaş yavaş diğer öğünlerde de o şekilde yedirmeye başlayacağız. Umarım 2 yaşına girmeden şu yemek olayını halledebiliriz. Eğer halledersek, bu yaz, tatiller de günlük geziler de bizim için daha rahat olacaktır.

Bugünlerde bizden haberler böyle. Sağlık herşey, sağlık olmayınca blog yazmanın bile tadı yok :(

7 yorum:

  1. Çok doğru yapıyorsun Pelin, bak dayan göreceksin emeğinin sonucunu. Kendi yemeye başlayınca çok zevk alacak ve hemen diğer katıları da kendi denemek isteyecek eminim!
    Geçmiş olsun her ikinize de..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağol Ceren, moral verdin :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. biz bir yaşından sonra kendi yemesine ve katı gıdaya başlamıştık. tek sorun az yediğinde dert etmemek ve sabırlı olmak . kolay gelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, herkese söylüyorum, kendime de bin kere tekrar ediyorum, az yedi diye ölmez ya, toparlar 3-5 güne diye, ama yok bu içime anlatamıyorum. 2 lokma yiyip bırakınca içimdeki Türk annesine çok acayip yenik düşüyorum ve yine oturup yediriyorum :(

      Sil
  3. Çok geçmiş olsun :(
    http://loveandsmile.wordpress.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağol Aslı'cım. Çocuklar büyüklerden daha kolay atlatıyorlar, benim öksürük baki kaldı resmen, hala terketmedi beni :(

      Sil