4 Ağustos 2015 Salı

Bebeğime Mektup - 4

Canım oğlum!

2 yaşını bitireli şurada birkaç gün oldu. İki koca yıl geçirdik seninle! Hayatımın belki de en yorgun ama en mutlu, en güzel, en doyurucu, en huzurlu iki yılıydı. İyi ki yaşıyorum dedirten iki koca yıl. İyi ki doğurmuşum dediğim binlerce dakika, milyonlarca saniye… Hayatımda yaptığım tek şey değil elbette annelik, sadece annelikle var olmuyorum, kendimi öyle görmüyorum ama yaptığım en anlamlı şey olduğu kesin. Bir insan doğurup büyütmekten daha anlamlı bir şey olabilir mi insan hayatında? Hele etrafta bunca savaş, bunca ölüm ve kötülük varken….

Seni yetiştirmek, hayatımda yaptığım en güzel şey oğlum!

Büyüdün. Kocaman oldun sanki. Arkadaşımın yeni doğan bebeğini görmeye gittiğimizde, sen yanında dev gibi kaldın resmen. Ellerin, ayakların, kafan… En az 3 katı büyüklüğündeydin o mini mini bebeğin. Düşündüm, sen de bir zamanlar böyleydin. Unutmuşuz sanki. Ne çabuk büyüdün be çocuğum! Bir yandan sabırsızca daha da büyümeni bekliyor, bir yandan büyümüş olmana üzülüyorum. Keşke hep çocuk mu kalsan ne….

Erkek çocuk anneye düşkün olur derler hep. Kızlar babaya, erkekler anneye. Ama sen hiçbir zaman belirgin bir şekilde bana düşkün olmadın. Son aylara kadar.  Eskiden akşam babanla aynı anda kapıdan girsek, önce babana koşardın. Eğlence onda olduğu için belki, belki de yokluğuma alışkın olduğun için... Ne yalan söyleyim, ben de burulurdum biraz, neden benim oğlum, diğer bebekler gibi anneci değil, diye. Oysa şimdi çok düşkünsün bana. Ne oldu, neden oldu bilmiyorum ama birkaç ay önce değişiverdin birden. Sürekli benimle olmak, kucağımda olmak istiyorsun. Hem kucağımda olmak hem koşturmak istiyorsun, ikisi bir arada olmayınca ne yapacağını şaşırıyorsun, bir çıkıp bir iniyorsun kucağımdan. Yorucu ama olsun. Sen varsın ya bitanem, sen istediğin sürece annenin seninle olduğunu, sana kucak açtığını bil yeter. Bunu ezberlemen için istediğin kadar kucağıma alıp indirmeye razıyım.

8 aylık olduğundan beri, kendi başına kendi yatağında uyuyabiliyordun. Ne olduysa son birkaç ayda oldu. Artık hep benimle uyumak istiyorsun. Gece yarısı uyandığında mutlaka beni görmek istiyorsun. Yanımda yatıyorsan eğer, beni görünce rahatlayıp sırtını bana iyice yaslayıp (kendince gitmememi garanti ederek ya da gidersem hemen farketmeni sağlayacak şekilde) uyuyorsun. Eğer yanımda yatmıyorsan (ki sen kendi odanda uyuyunca ben kalkıp salona gidiyorum ya da kendi yatağıma gidiyorum uyumaya) gecenin bir yarısı uyanıp beni yanında bulamayınca pıtır pıtır yanıma gelip beni uyandırıyorsun. Hemen seni yanıma almamı istiyorsun, alıyorum tabii. Benim için bir sakıncası yok, seninle uyumaya, sana sarıla sarıla, kokunu içime çeke çeke, yumuşacık saçlarından, kafandan mis gibi öpe öpe uyumaya bayılıyorum. Ama senin için hiç iyi olmuyor be çocuğum, uykun bölünüyor, kaliteli ve dinlendirici, büyütücü o kesintisiz uykunu uyuyamıyorsun son aylarda. Senin iyiliğin için uyku eğitimini tekrarlamamız gerekiyor ama biraz daha zaman veriyorum buna, çünkü sana travma yaşatmak, isteyeceğim son şey olur. Bakıcın da değiştiği için bu sıralarda sana karşı ekstra toleranslıyım.

Sen 6 aylıkken başladım ben işe. Altı aylık olduğundan beri, ben işe giderken evde önce babanla kalıyorsun sonra bakıcı ablan geliyor. O zamandan beri alışkınsın yani buna. Bir gün bile tepki göstermemiştin bu duruma. Ama işte diyorum ya, son zamanlarda birşeyler değişti. Artık sabahları ben giderken çılgınca ağlıyorsun arkamdan. Yaz vakti pencereler hep açık ya, apartmandan çıktıktan sonra bile çığlıklarını, haykırışlarını duyuyorum. İçim eziliyor, kahroluyorum bitanem, ama yapacak bir şey yok. Ben işe gitmeliyim, sen evde kalmalısın. Evde zaman geçirip akşam beni beklemelisin. Çünkü bitanem, seni güzel kreşlere güzel okullara gönderebilmek için böyle yapmamız gerekiyor. Sen istediğin kurslara gidebil diye, güzel yerlerde güzel tatiller yapabil diye, istediğin oyuncakları alıp oynayabil diye böyle yapmamız gerekiyor benim canım bebeğim. 

Her konuşulanı anlıyorsun ama sen kendi dilinden konuşuyorsun. Ne istediğini ve ne istemediğini çok iyi bilen bir çocuksun. Seni kandırmak pek de kolay olmuyor artık. Her zaman ne istediğini bilen bir bebektin zaten. Öyle ya da böyle bir şekilde anlatıyorsun derdini, ne istediğini.

Öyle uçsuz bucaksız bir denizsin ki, seni keşfetmek çok keyifli canım oğlum. Her gün yeni bir şeyler deniyor, her gün yeni bir şeyler başarıyorsun. Her gün düşüyorsun ama her gün kalkıyorsun yeniden. Çok azimlisin. Ciddi bir iş yaparken dilini dışarı çıkarıyorsun bir de, bayılıyorum işte o zaman sana!

Seni her zaman her halinle seviyorum canım oğlum. İyi ki varsın ve iyi ki benim oğlum olmuşsun! Çok seviyorum seni çook!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder