5 Temmuz 2015 Pazar

Ege 23 aylık

Ege’nin yirmi üçüncü ay yazısını bir türlü yazamadım, hem yoğunluktan hem tatile çıkmış olmamızdan ötürü. Çünkü gittiğim yerlerde internet pek de çekmiyordu ve zaten telefondan bloga yazı yazmak hiç akıl kârı bir iş değil.


Ege 23 ayını doldurdu, 24’ün içinde. Aslında yine pek çok şey oldu ama ben hemen not almadığım için çoğunu unuttum. Kabaran 4 köpek dişi de patladı. Artık ağzında 16 dişi var (yani sayılır, çünkü o 4 diş henüz büyümediler). Geriye son dört azı kaldı. Hadi bakalım….


Konuşulan herşeyi anlıyor ve hissediyor aslında. Ona altı aylıktan beri bakan bakıcısı ayrılmak istediğini söyledi ve öncesinde ben işten gelince kızcağıza kapıları kapatan, onu evden kovalayan çocuk gitti, yerine kapıda abbaaa diye ağlayan, onu göndermek istemeyen bir çocuk geldi. Üzülüyorum onu öyle görünce çünkü cidden çok alışmıştı bakıcısına ve seviyordu. Bakıcımız işe girerken zaten, bir sene sonrasında çocuk yapmayı düşündüğünü ve ancak 1-1,5 sene için işe girebileceğini söylemişti. Biz onu bu şartları bilerek işe almıştık. Ama açıkçası ben Ege’yi sevip alışınca, zaten yaşı da küçük, bebek işini 1 sene daha öteler, Ege kreşe başlayıncaya kadar bakar, buna ikna edebiliriz diye düşünmüştüm, olmadı. Bakıcımız hem evde çalışmaktan ötürü çok sıkıldığını ve bunaldığını ayrıca aşılama/tüp bebek tedavisi için sık sık hastaneye gitmesi gerekeceğini ve hamile kalınca da çalışmak istemediğini söyleyince saygı duymaktan başka bir şey yapamadık. Kimseye çocuk yapma, ertele diyemezsiniz sonuçta. Neyse yeni bakıcımızı bulduk, şu anda iki bakıcı birden geliyorlar Ege’nin alışma devresi için. Yine genç ama bekar ve bu sefer Ege kreşe başlayana kadar devam etme sözü aldık kendisinden. Çünkü çok fazla bakıcı değiştirmesini istemiyorum, neticede bir güven ve sevgi ilişkisi bu, sık sık bu güveni yıkmak istemiyorum çocuktaki.


Bu ay havaların da etkisiyle, birlikte geçen çoğu vaktimizi dışarıda geçiriyoruz. Genelde parka gidiyoruz. Parkımız büyük sayılabilecek bir park ve sadece oyuncak yok, ayrıca büyük bir toprak/çim alanı da var. Bu yüzden Ege orayı çok seviyor çünkü toprakta, çimlerde bir şeyler keşfetmeyi, taşları, böcekleri, ağaçlardan düşen tohumları, ortalıkta dolaşan kedileri ve sahipleriyle gezintiye gelen köpekleri sevip incelemeyi çok seviyor. Buna ben de çok memnun oluyorum. Televizyona ilgisi epey azaldı, tahmin ettiğim gibi. Şimdilerde en sevdiği şey, parkta salyangoz aramak! Salyangoz bulursak (tabii ölü olanlarını, eğer canlı ise kesinlikle dokundurtmuyorum, benim çocuğumun zevki için bir canlıyı öldürecek değilim) hemen alıyoruz ve kaydırak tarafına geliyoruz. O salyangozlarla kaydırağa atarak, onları kaydırarak falan 15-20 dakika oynuyor belki de. Ben sadece izliyorum, o kendi kendine takılıyor. Oyununa karışmamaya çalışıyorum o beni zorla çekmediği sürece. Çünkü kendi başına zaman geçirebilmesini, kendi kendini oyalayabilmesini kendi gelişimi açısından çok istiyor ve destekliyorum. O yüzden mutluyum. Oyunda bile sürekli bana bağımlı bir çocuk yetiştirmek istemiyorum.


Kilo ve boy ölçümü bu ay da yapmadım. 24 ayını tamamladığında, zaten aşıları ve 2 yaş kontrolü için sağlık ocağına gideceğiz, o zaman ölçümleri yapılır. Ama dilimi ısırayım ki (hatta tahtalara da vurayım değil mi? Tak tak tak) yemesinden içmesinden yani gelişiminden memnunum. Normal bir çocuk Ege, ne çok iri, ne çok ufak, tam yaşının adamı :)


Bu aylarda bana düşkünlük oluştu Ege'de. Eskiden öyle bir şey yoktu. Haftaiçi bazen babasıyla ikimiz aynı anda eve girsek, Ege bana değil babasına koşardı. Benim kucağıma gelmek istemez beni ittirir babasına koşardı. Akşamları babasından, benim yedirdiğimden daha güzel ve çabuk yerdi yemeğini, gece de o yatırırken hiç sorun çıkarmadan pıt diye yatar uyurdu. Çocuğa bir şeyler oldu! Bensiz yemiyor, bensiz uyumuyor. Hatta sürekli "anne, kucaaak" halindeyiz. Hep kucağımda olmak istiyor. En azından uyku ve yemek kısmını tekrar eski haline döndürmeye çalışıyoruz karı koca. Çünkü bu şekilde ben gerçekten hiç nefes alamıyorum.

Dil gelişimi bu sıralar pek iyi gitmiyor daha doğrusu şöyle diyelim: Türkçesi iyi gitmiyor :) Çünkü aslında kendince bir dilde konuşuyor Ege ve aslında anlatmak istediklerini de bir şekilde anlatıyor (biz de anlıyoruz, belki de bu yüzden Türkçe konuşma ihtiyacı duymuyor çocuk, anlasak bile anlamıyor gibi yapmalıyız belki de). Sadece Türkçe kelimeleri söylemeyi tercih etmiyor. Bu halinde bile acayip geveze, bir dakika susmuyor (kime çekmiş acaba!) kimbilir konuşmayı öğrenince başımıza neler gelecek!..


Söyleyebildiği üç beş kelimeyi de habire dönüştürüyor. Misal, şu sıralar bana "nana" diyor. 2 aylıktan beri çok düzgün bir şekilde anne diyen insan, önce nene demeye şimdi de nana demeye başladı. Çok düzgün ve güzel bir şekilde babannii annannee diyor, ama bana "naanaa" Neyse n'apalım, oğlumdan gelen herşey kabulüm :)

Geriye sayım, son bir! Bakmayın benim yirmiüçüncü ay yazısını yeni yazmış olmama, 10 gün sonra doğumgünü. Teyzesi ve kuzeni uzaklardan gelecekler, annane dedesi de zaten yazlıkta, bir de müsaitlerse amcasıyla yengesi gelirler, biz bize kutlarız evde kendi aramızda. Sanırım bu sene kendi doğumgünü pastasından yiyecektir diye düşünüyorum. Şimdilik planlar böyle. 2 yaş yazısında görüşmek üzere! :)


6 yorum:

  1. yaa iki yaşına geldi benim izmirli oğlum yaa....zaman ne kadar hızlı..... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallahi öyle adaş yav... Sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum bazen bu hıza...

      Sil
  2. Hemen bakıcı bulabilmeniz büyük şans, inşallah çok memnun kalırsınız. Sana düşkün olmaya başlaması normal, dönemsel özellikler. Dil gelişimi için de tavsiyem dediklerini anlasanız da söyletmeye çalışın, tabi çok zorlamadan:) Zaten bir başladı mı nasıl çözüldüğünü anlamayacaksınız, Çağan şimdi 28 aylık, ben de daha konuşamıyor derken nasıl oldu da bize cevap yetiştirmeye başladı anlayamadım:) Misal: banyo sonrası giyinmek istemeyince, hava sıcak bişey olmaz giymicem diyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaaa yerim onu ben :) Büyük adam cevapları :)
      Valla elbet birgün konuşacak, benim de şu sıralar hiiç acelem yok. Babası biraz tutturuyor doğrusunu konuşsun diye. Bana her nana deyişinde mesela, çocuğum nana değil anne diye düzeltiyor. Sonra Ege onu hiiiç takmadan bana dönüp yine nana diyor :))))

      Sil
  3. maşallah Ege paşaya o zaman. ve iyi ki doğmuş :) :)
    bizim kızlarda da aynı şekilde anneye aşırı düşkünlük hasıl oldu benzer aylarda. kucağımdan inmiyorlar, akşam bensiz uyumuyorlar. anne de anne... iki tane olunca tabii baya yorucu oluyor. neyse sağlık olsun, bu dönem de geçer elbet diyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi bende bir tane, ben zor başediyorum, sen napıyorsun iki bebeyle Gülin? Bu kucaktan inmeme durumları çok fena. Hele de 3-4 kiloyken sorun değil ama bu kiloda yoruyor be yahu

      Sil