16 Ağustos 2013 Cuma

Postpartum Depresyonuna (Lohusalık Sendromu) girmemek için neler yapmalı?

Annelik hüznü, lohusalık sendromu/depresyonu ya da postpartum depresyon. Annelerin ya da anne adaylarının bir şekilde mutlaka duydukları kelimelerdir bunlar. Az çok mutlaka çevremizde yaşamış olanlar vardır. Bunun ne olduğunu bilen/duyan/okuyan gebeleri de epey ürkütür doğrusu.

Postpartum depresyon, genelde yeni doğum yapmış kadınların yaşadığı duygudurum bozukluğu, yani sıkça ağlama, kendini yetersiz hissetme, mutsuzluk (yeni bir bebeği olmasına rağmen mutluluk hissedememe) gibi belirtilerle kendini gösterir(miş). Aslında tamamen biyolojik bir durum, yani doğumla birlikte hormonal dengenin bozulması. Gebelikte, insanın kendini iyi hissetmesini sağlayan hormon olan endorfinler salgılanırken, doğumla birlikte bu hormonun salgılanması kesilirmiş. Ayrıca başka birtakım hormonların salgılanmalarında majör değişiklikler olduğu için kimi yeni annelerde bu hislerin oluşması normalmiş. Kendini kötü hisseden yeni anneler okuyorsa, bilin ki normalsiniz.
 
Madem bu durum hormonal, o halde bu durumu %100 engellemek mümkün değildir diye düşünüyorum. Ama yine de etkisini azaltmak için yapılabilecek şeyler var. Mesela omega3 vitamini almak gibi. Yiyebildiğiniz kadar balık yemek, ara öğünlerde ceviz yemek iyi bir önlem.
 
Onun dışında, yapılabilecek bir dizi şey var. Eminim farklı yöntemler ve durumlar da vardır ve her okuyan kendi deneyimlerini eklemek isterse lütfen yorum bırakın ki, okuyan gebelere veya bu depresyonu yaşayan yeni annelere yardımcı olabilsin. Ben burada kendi deneyimlerimi, kendi yaptıklarımı yazacağım.
 
Mesela yetersizlik hissini önlemek için bebeğinizi güzelce beslemek rahatlatıcı olacaktır. Bunun için de süt artırıcı aktiviteler yapmak lazım, şöyle:
  • Dengeli beslenmek (süt artırıcı gıdalar ayrı bir yazı konusu olacak)
  • Yeterli derecede uyumak (Mutlaka her fırsatta uyumak lazım, uyku sütü artıran etkenlerden)
  • Bol sıvı gıda almak
  • (Sütünüz yeteri kadar çok gelmiyorsa) Süt artırıcı çaylar içmek (piyasada satılıyor)
Ayrıca gebelik öncesinde yapılması gereken şeyler var. Tamamen zihinsel şeyler. Örneğin bir bebeğin hayatınızda neleri nasıl değiştireceğini çok iyi analiz etmek gerekiyor. Olabilecek her şeyi baştan bilmek çok önemli. Bunun için ya küçük bebeği olan bir yakın arkadaşınızda birkaç gün yatılı misafir olup onu iyice gözlemek ve gözlemleyemediklerinizi arkadaşınıza samimi bir şekilde anlattırmak gerek; ya da çevrenizde bebekli biri yoksa en yakın zamanda bu tecrübeyi yaşamış birine de anlattırabilirsiniz (mesela çocuğu 3-5 yaşlarında olan biri olabilir). Böylece doğumdan sonra sizleri nelerin beklediğini az çok idrak edebilirsiniz. Bunu baştan bilir ve kabullenirseniz doğum sonrası yaşadıklarınız sizi daha az şoke eder ve daha hazırlıklı olabilirsiniz.

Gebe kalmadan önce, eşinizin ve sizin (olabilecek maddi manevi tüm zorluklarına rağmen) bu bebeği istediğinden kesinlikle emin olmalısınız. Eşlerden birinin bile bir tereddütü varsa, bu tereddüt giderilinceye kadar beklenmeli. Eşinizle gebelikten önce işleri nasıl paylaşacağınızı, bebek olunca hangi konularda ne gibi yardımlar bekleyeceğinizi konuşmalısınız.

Maddi olarak bebek aileye ciddi bir yük getirecektir. Alınması gerekenleri kabaca listeleyip aylık harcama tutarını belirlemek ve buna hazırlık yapmak gerekir. Mesela doğum giderleri için özel sağlık sigortası yaptırmak ne derecede karlı olacak araştırılıp ona göre zamanında sigorta yaptırmak lazım (sağlık sigortaları ilk yıl doğumu karşılamıyor, bu yüzden eğer bebek düşünülüyorsa en az 1 sene öncesinden sigortalar araştırılıp yaptırılmalı). Bebek için ilk alışverişin tutarı kabaca belirlenip o miktar için para biriktirilebilir. Ayrıca bebeğe bakıcının bakması planlanıyorsa çevreden bulunduğunuz şehrin veya semtin genel raici nedir öğrenmek lazım ki aylık harcamalar genel hatlarıyla belirlenebilsin. Her zaman için bebek harcamalarına hesapladığınızdan fazla koyun. Çünkü bebek bezleri tahmininizden fazla harcanabilir, ve eğer sütünüz yeteri kadar gelmezse mama almak zorunda kalabilirsiniz -ki mamalar epey pahalı-.

Tüm bunların dışında eşinize düşen şeyler var. Doğumdan sonra kesinlikle bebekle ilgilenmeli. Bu bebek onun da bebeği ve bu bebeği o da istedi. Eğer mama veriyorsanız veya sadece takviye olarak mama veriyor olsanız bile, en azından bu beslemeleri baba yapabilmeli. En azından gece beslenmelerinden en azından birini baba verse, siz bölünmeden 3 saat uyuyabilseniz, bu size çook iyi gelecektir. Aynı zamanda alt değiştirmeyi de öğrenmeli ve sizi çağırmadan veya uyandırmadan en azından günde 1 kez değiştirse, sizin o andaki işiniz bölünmemiş olacağından kendinizi daha iyi hissedersiniz. Banyoda size yardım etmesini sağlayın. Böylece bebeği üşütmeden daha kısa sürede banyo işini halletmiş olursunuz ki, bu da kendinizi daha iyi hissetmenize yardım eder. Benim eşim bu konularda beni yeterince rahatlatıyor açıkçası. En azından gece 01.00 civarındaki beslemeyi yapıyor ve ben gece 24.00'den 03.00'e kadar uyuyabiliyorum. Banyosunu da birlikte yaptırıyoruz en azından ben bu konuda uzman hale gelinceye kadar birlikte yaparız.

Evin önemli bir işi de yemek yapmak. Bebeğin tüm gün bakımı gerçekten çok zaman alıcı. Bu sırada yemek yapmaya, mutfağı toplamaya (bulaşıklar gibi) eşinizin yardım etmesi gerçekten çok ama çok rahatlatıcı. Eşinizin bu  konuda elinden ne geliyorsa (sadece makarna yapabilmek bile olsa) yapması paha biçilemez yardımlardan.

Eşinize düşen çok çok önemli bir konu daha var. Ve bence aslında en önemli konulardan biri bu. Size sevgisini göstermeye ihmal etmeden devam etmeli. Mesela son zamanlarda eşimin yaptığı en güzel şey, bana "anne olduktan sonra daha da güzelleştiğimi" söylemesi ve bana bunu hissettirmesi oluyor. Göbeğimin lafını bile ettirmiyor, bunu dert etmeme gerek kalmıyor böylece. Kendimi iyi hissettiriyor. Canım kocacım :)

Burada yazılanlar tamamen şahsi deneyimlerden oluşuyor. Ama işe yaradığı da su götürmez bir gerçek. Bebeğim doğalı 1 ay olmasına rağmen henüz depresif bir ruh haline girmedim. Umarım bundan sonra da girmem. Sevgiler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder