15 Mart 2013 Cuma

Bebeğime ilk mektup...

Canım bebeğim!

Biliyor musun, seni yaşamdaki ilk gününden beri seviyorum. Daha varlığını benden başka kimse bilmezkenden beri. Bilim bile. Ne test, ne doktor, hiç birine gitmeden önce ben biliyordum senin orada olduğunu, içimde hayat bulduğunu, var olduğunu. O zamandan beri seviyorum seni. Çok seviyorum hem de. Bu dünyada seni ömrün boyunca en çok ama en çok sevecek kişi benim. Bu hep böyle olacak. 

Hayatımda her şeyi hep zorluklarla elde ettim. Herşeyde mücadele ettim. Hep tırnaklarımı kullandım kazıya kazıya ilerlemek için, çoğu kez tırnaklarımı kırmakla kalmadım ellerim de kırıldı, kollarım da. Ama başardım hep ayakta kalmayı. Her zaman istediğimi elde edemedim, ama elde edebildiklerimle mutlu olmayı öğrendim. Hiçbir zaman çok fazla şey istemedim hayattan, hep mütevazı oldum. Ama seni hep istedim. Senin hayatımda olmanı hep istedim. Bundan vazgeçmedim. Olmasa da olur, böyle mutlu olmayı öğrenebilirim, demedim. Ve Tanrı, bunca hayatımdan sonra beni ödüllendirdi. Seni hiç zorlamadan verdi bana. Hamileliğimin zor ya da kolay olması umrumda değildi, hala değil. Senin için herşeye katlanabilirim, hiç dert değil. Yeter ki sen gel, sen sağlıkla gel, mutlulukla gel, güzel bir insan ol, mutlu bir insan ol. Kokunu içime çekmeyi iple çekiyorum. O kokuyu ömrüm boyunca içimde tutmayı iple çekiyorum. 

Henüz sana annelik yapamadım. Ama kısa bir süre sonra maceramız başlayacak. Aklıma gelenin, kafamın çalıştığının, gücümün yettiğinin en iyisi olmak istiyorum. Biliyorum ki, sana göre hiçbir zaman “en iyisi” olamayacağım. Belki de öyle birisi olmadığındandır. Mükemmel insan diye bir şey olmadığını biliyorum. Ama ben seni hep öyle göreceğim, sen beni öyle görmesen de. Ve seni öyle çok seveceğim ki, o konuda “en iyisi” olacağımdan emin olabilirsin. 

Gözlerimin içine ilk baktığında da, elimi ilk tuttuğunda da, ilk kez “anne” dediğinde de, “annemmm” diye boynuma sarıldığında da, “hiç sevmiyorum işte seni!” diye bağırdığında da, “karışma banaaa” diye dellendiğinde de, “iyi ki sen varsın” dediğinde de, “sen anlamazsın” diye küçümsediğinde de, benimle gurur duyduğunda da, evlendiğinde de, çocuğun olduğunda da, beni sevdiğinde de sevmediğinde de…. seni daima ve artan bir sevgiyle seveceğim bebeğim. Kendi kendine yemek yemeyi öğrendiğinde de, sayıları tanımaya başladığında da, okumayı öğrendiğinde de, ilk projeni verdiğinde ya da ilk deneyini sonuçlandırdığında da, ilk zayıf notunu aldığında da, dışarı tek başına ilk çıktığında da, otobüse yalnız ilk bindiğinde ya da ehliyetini aldığında da, tüm becerilerinde ya da beceriksizliklerinde, tüm başarılarında ya da başarısızlıklarında, tüm mutluluklarında ya da mutsuzluklarında, söz veriyorum ben hep senin kalbinin yanıbaşında olacağım. Kulağına daima sevgiyle, herşeye rağmen yanında olduğumu ve hep olacağımı fısıldayacağım. Sana hep güveneceğim. Hiç vazgeçmeyeceğim. Karşılığında tek istediğim bebeğim, mutlu olman. Gözlerinin içinin güldüğünü göreceğim, ve hayatımda başka hiçbir şey umrumda olmayacak. 

Hayatımın hediyesi canım bebeğim, seni çok seviyorum.

2 yorum:

  1. okuyunca gözlerin dolmasına engel olmak mümkün değil... beni en çok bu mektuplar etkiliyor. kendim de yazarken ağlıyorum... bu hamişlik amma sulugöz yapıyor insanı yahu...
    duble anne

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet duble anne, aynen :) hormonlar had safhada, ondan böyle hassasız herhalde :)

      Sil