Bir süredir yazamıyorum. Sonbaharla birlikte hayatımıza uğrayan negatif hava, benim yazma performansımı da etkiledi elbette. Önce “hiç-bir-şey-yapmak-istememe” sendromuna yakalandım. Blog yazmak için bile vakit bulamadım. Vakit bulamamak derken, elbette en yoğun insanın bile, hiç değilse haftada bir gün yarım saat vakti olabilir. Ama yazı yazmak salt elleri klavyede dolandırmak değil. Sakin olmalı insan, başka düşüncelerden arınabilmeli ve yazmak istediği konuya yoğunlaşabilmeli. Bunun için enerji bulabilmeli. İşte o yoğunlaşma olmayınca, yazı da olmuyor. Oysa hayat akıyor ve Ege büyüyor.
13 Ekim 2015 Salı
26 Ağustos 2015 Çarşamba
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - 5., 6. ve 7. Gün
Beşinci, altıncı ve yedinci günlerde herşey bir kaostan ibaretti. Çünkü eve yatılı misafir geldi ve hepimizin düzeni altüst oldu!
25 Ağustos 2015 Salı
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - 4.Gün
Ege, bu sabah beni hiç ağlamadan, el sallayarak uğurladı.
Akşam, çantamı eline aldı ve hemen bıraktı. Telefonu sormadı. Balkona yemek yemek için çıktık ama yoldan geçen arabalar bu akşam ilgisini çekmedi ve yemek yemek istemedi. Yine saçma ve hatta şu an hatırlayamadığım şeyler için ağladı.
Akşam, çantamı eline aldı ve hemen bıraktı. Telefonu sormadı. Balkona yemek yemek için çıktık ama yoldan geçen arabalar bu akşam ilgisini çekmedi ve yemek yemek istemedi. Yine saçma ve hatta şu an hatırlayamadığım şeyler için ağladı.
24 Ağustos 2015 Pazartesi
Haftalık Menü #9
Ege'nin haftalık menüsünü, yoğunluktan ötürü bir süredir yayınlayamıyorum. Gerçi çok çeşitli, çok değişik orijinal yemek tariflerim falan yok. Klasik mevsim sebzelerini, et ve baklagille dengeleyerek bir menü oluşturmaya çalışıyorum. Birkaç ufak tarifin ter alacağı bir yazıyı inşallah en kısa zamanda yayınlamak istiyorum, ama biraz daha zaman lazım, şu sıralar maalesef çok yoğun geçiyor.
Gelelim bu haftanın yemeklerine:
Gelelim bu haftanın yemeklerine:
17 Ağustos 2015 Pazartesi
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - 3.Gün
Bu sabah Ege beni işe el sallayarak uğurladı. Ağlamasını aşağıda apartmandan çıkarken duydum ama hemen kesildi. Demek ki ya sustu ya da çok azaldı, en azından çığlık çığlığa ağlamadı.
14 Ağustos 2015 Cuma
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - 2.Gün
Bugün yine telefonumu çantamın iç gözüne saklayarak girdim eve. Yine ben gelir gelmez çantam alındı, kurcalandı, telefon bulunamadı. Bu sefer, yeni aldığım Meraklı Minik dergisi bulundu (Dergi çok güzel aslında ama 3 yaş üstü çocuklar için. Yani pek çok güzel aktivitesi var, o sebeple. Ben Ege ile sadece resimlerine bakarız diye düşündüğüm için almıştım çünkü bu sayıda böcekler vardı ve Ege böcekleri çok seviyor, ilgi alanında. Süper Kurti kitabına da bayılıyor mesela, çeşit çeşit böcek resimleri var diye.)
10 Ağustos 2015 Pazartesi
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - 1.Gün
Ege'de son zamanlarda yaşadığımız bazı değişimler var ki, bunlara bakarak, 2 yaş sendromu denen şeyin peşimize düştüğünü -ya da belki kişiliğinin gelişme aşamalarında olduğu için bu sürecin tavırlarını sergilediğini diyelim- söylemiştim.
6 Ağustos 2015 Perşembe
Ege'nin 2 Yaş Günlüğü - Sendromlu döneme hoşgeldik!
Ege, emeklemeye başladığından beri çok hareketli bir çocuk. Yürümek diye bir kavram, onun hayatında yok. Emeklemekten direk olarak koşmaya geçti. O günden beri de sadece koşuyor. Evin içinde dışında her yere koşarak gidiyor. Ve neredeyse hiç durmuyor.
4 Ağustos 2015 Salı
Bebeğime Mektup - 4
Canım oğlum!
2 yaşını bitireli şurada birkaç gün oldu. İki koca yıl geçirdik seninle! Hayatımın belki de en yorgun ama en mutlu, en güzel, en doyurucu, en huzurlu iki yılıydı. İyi ki yaşıyorum dedirten iki koca yıl. İyi ki doğurmuşum dediğim binlerce dakika, milyonlarca saniye… Hayatımda yaptığım tek şey değil elbette annelik, sadece annelikle var olmuyorum, kendimi öyle görmüyorum ama yaptığım en anlamlı şey olduğu kesin. Bir insan doğurup büyütmekten daha anlamlı bir şey olabilir mi insan hayatında? Hele etrafta bunca savaş, bunca ölüm ve kötülük varken….
31 Temmuz 2015 Cuma
Haftalık Menü #8
Ege'nin haftalık beslenmesinde, dengeli olarak alması gereken bütün gıdaları göz önünde bulundurmaya çalışıyorum. Sebze, meyve, karbonhidratlar, tahıllar, proteinler, süt grubu, bakliyatlar. Her gün hepsinden yiyemiyor elbette ama hafta içerisinde mutlaka dengelemeye çalışıyorum. Iki gün üst üste kırmızı et verdiysem, sonraki gün bakliyatla protein ihtiyacını karşılamaya özen gösteriyorum. Dolayısıyla bizim de Ege ile birlikte güzel bir beslenme düzenimiz oluşmuş oldu. Bu haftanın yemekleri şöyle:
28 Temmuz 2015 Salı
Yeni doğum yapan kişiye ne hediye alınır?
Eskiden beri, yeni doğum yapmış anne arkadaşlarıma ne alacağımı bilemezdim. Bazen çok fazla seçenek var gibi görünüyor, bazen o çok seçenek, işe yarar ve kullanışlı aynı zamanda farklı bir şey alma isteğinden dolayı azalıveriyor.
27 Temmuz 2015 Pazartesi
Bakıcımız Değişti
Ege 6 aylık olduğunda ben işe başladım ve Ege’ye de gündüzleri bakıcımız bakmaya başladı. Herşey iyi gidiyordu, tam istediğim gibi bir bakıcı bulmuştuk ve içim rahattı. İşe başlarken, bize sadece bir sene için söz verebileceğini, sonra kendi bebeğine hamile kalmak istediğini ve hamile iken sağlığının çalışmaya ne kadar elvereceğini bilmediği için söz veremeyeceğini söylemişti.
24 Temmuz 2015 Cuma
Bebek Bakıcısını Nasıl Seçtim?
Ege daha doğmadan önce, hatta karnımda bile var olmadan önce, aklımda hep yeğeniminki gibi bir bakıcı fikri vardı. Ablamların, yeğenim için buldukları bakıcı, zamanla aileden biri haline gelmiş, hepimizin çok sevdiği özellikle de yeğenimin çok sevdiği bağlandığı biri olmuştu. Bu kızcağızın bizim için (yani daha doğrusu ablam ve yeğenim için) o kadar çok artısı vardı ki, ta o zamanlar bende “bir gün çocuğum olursa, ben de böyle bakıcı istiyorum, umarım bulurum” düşüncesi yerleşmişti.
23 Temmuz 2015 Perşembe
Ege’nin Yirmi Dördüncü Ayı
Ege’nin aylık gelişimini doğduğundan beri yazıyorum. Bu aylık gelişim yazılarında, hem fiziksel, hem bilişsel anektodlar bulunuyor ki ilerde unutursam buradan bakayım. Aslında kendim için yazıyorum yani, bir nevi arşiv niteliğinde. Yoksa ben bir çocuk gelişimi uzmanı veya bir doktor değilim, kaç aylık çocuğun neler yapması gerektiğini/yapabileceğini yazmıyorum. Sadece Ege bu ay şunları şunları yaptı, yapabildi diye yazıyorum. Kimse bu yazılarımı referans alıp kendi çocuğu ile kıyaslama yapmasın aman.
21 Temmuz 2015 Salı
Haftalık Menü #7
Geçen hafta, bayram haftası nedeniyle benim izinli olmam, şehir dışından ablamların gelmiş olması falan Ege'nin düzenini değiştirmiş olsa da sorun yaratacak şekilde bozmadı. Sadece evde yemek yerine bolca dışarıdan beslendik :) Bu hafta eski düzene döndük elbette. Bu haftanın yemekleri şöyle:
20 Temmuz 2015 Pazartesi
Ege 2 yaşında! - Aile konseptli doğumgünü partisi
Evet oğluşum 24 ayını yani tam 2 yaşını doldurdu! Bebeklikten çıktı, resmi olarak bir çocuk artık. Gerçi o benim her zaman bebeğim olarak kalacak (en azından kalbimde) ama olsun :)
5 Temmuz 2015 Pazar
Ege 23 aylık
Ege’nin yirmi üçüncü ay yazısını bir türlü yazamadım, hem yoğunluktan hem tatile çıkmış olmamızdan ötürü. Çünkü gittiğim yerlerde internet pek de çekmiyordu ve zaten telefondan bloga yazı yazmak hiç akıl kârı bir iş değil.
Haftalık Menü #6
Geçtiğimiz haftanın ilk yarısında tatilde idik. Bu sebeple çok çeşitli yemek yiyemedi Ege, açıkçası ne bulursak onu yedi. Tatilde deniz ürünleri yemeyi seven bir aile olarak ona da çoğunlukla balık çorbası veya ızgara balık yedirdim. Onun dışında kaçamaklara da göz yumdum elbette. Ne de olsa Ege de tatildeydi :)
4 Temmuz 2015 Cumartesi
Bebekle Tatil Yaşasın!
Bu sene, Ege artık bebeklikten çıktığı ve çocuk olduğu için, daha çok onu oyalayabilecek aktivitelerin bulunduğu, ama aynı zamanda hala bir bebek olduğu için de uyku, yemek, düzen gibi belli ihtiyaçlarında özel ihtimama gereksinim duyduğu için, ona göre bir otel seçmek istedim. Biz eskiden karı koca küçük pansiyonları tercih eder, hatta gitmeden yer ayarlamaz, spontane yaşardık tatili. Ama bebekle gidiyorsanız böyle olmuyor tabii, pek çok şeyi önceden düşünüp hesaba katmanız gerekiyor.
1 Temmuz 2015 Çarşamba
Bebekle tatile çıkmak mı dediniz?
Nihayet izindeydim! Zaten kendimi çoooook ama çook uzun zamandır, izinli de olsam tatil yapmışım gibi hiç hissetmiyordum, Bodrum'a da gittik geçen sene 3 günlüğüne, yazlığa annemlerin yanına da gittik ama yok, ben bir türlü dinlenemiyor, kendimi "tatil" yapmışım gibi hissedemiyordum. Sonra 29 Ekim'de 4-5 günlüğüne Ege'yle birlikte ablamın yanına gittik ve biraz dinlenir gibi oldum evet ama yine de tatil sayılmazdı bu. Fiziksel dinlenme değil belki de ihtiyacım olan, belki sadece ruhumun dinlenmesi gerek, bilemiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

